Cabir Bin Eflah kimdir

Gerçek adı Ebu Muhammed Cabir bin Eflah el-İşbili’dir. Batı dünyasında Geber adıyla bilinen ünlü astronomdur. 1200 lü yıllarda doğduğu tahmin edilmektedir. Hayatı hakkında pek fazla bilgi bulunmamaktadır.

Cabir bin Eflah’ı üne kavuşturan eseri ise; Batlamyus’un eseri olan El-Mescit’teki yanlışları düzeltmesi üzerine yazdığı Kitabül-Hey’e fi ıstıhi’l Mecisti eseridir.

Batı’da Geber adıyla bilinen Endülüslü astronom

Ebu Muhammed Cabir b. Eflah el-İşbili (Xll yüzyıl).İşbiliye’de (Sevılla) doğdu. Hayatı hakkında ayrıntılı bilgi yoktur. XII. yüzyılın ortalarında vefat etmiş olabileceği, Oğlunun İbn Meymünu (Ö. 1204) şahsen tanımış olmasından çıkarılmaktadır. Ortaçağ’da İslam dünyasından çok Batı’da Batlamyus’u eleştiren bir astronom olarak tanınmış, çok defa da kimyacı Cabir b. Hayyan, matematikçi -astronom Cafer b. Eflak ve ünlü astronom Muhammed b. Cabir el-Bettani ile karıştırılmıştır.

Cabir’i büyük bir üne kavuşturan, Batlamyus’un tanınmış eseri el-Mecisti deki yanlışları düzeltmek üzere kaleme aldığı Kitabül-Hey’e fi ıstıhi’l Mecisti adlı kitabıdır. Bazı kaynaklarda Kitabü’l-İstikmal şeklinde geçen eserin adı Escurial nüshasında Kitabü’l-Hey’e, Berlin nüshasında Islahul-Mecisti olarak kayıtlıdır. Cabir’in gerek metodunun gerekse üslubunun biraz karmaşık olduğu anlaşılmaktadır Bu sebeple Endülüslü bir astronom olan Yusuf b. Yahya es-Sebti Mısır’a giderek Sebte’den (Ceuta) tanıdığı yahudi filozofu İbn Meymun ile buluşmuş ve Cabir’in Kitabü’l-Hey’e’si üzerinde birlikte çalışarak gerekli düzelt melerde bulunmuşlardır. KitabüI-Hey’e, Latince’ye çevrilmiş ve yayımlanmıştır.

Cabir’in eserin giriş kısmına koyduğu küresel trigonometri bilgileri özellikle önem taşımaktadır, mesela C açısı dik bir küresel üçgen için “Cos A = Cos a. Sin B” bağıntısına eş değer bir formül vermiştir ki bu o döneme göre büyük bir başarıdır. Düzlem trigonometride ise Batlamyus yöntemine göre hareket etmiş ve kosinüs yerine kirişleri kullanarak problemlerin çözümünü başarmıştır. Cabir eserinde Batlamyus’un bazı görüşlerini eleştirmiş ve bu arada iç gezegen Merkür (Utarid) ve Venüs’ün (Zühre) görülebilir paralaksları (uzaklık açısı) olmadığını iddia eden ve güneşe 3 dakikalık bir paralaks atfeden tezini de haklı olarak reddetmiştir.

Cabir kitabın beşinci makalesinde Batlamyus’un ‘zatü’ş-şu’beteyn” adlı aletini tanıttıktan sonra kendi icadı olan başka bir aleti açıklarken şöyle demektedir:

“Anlatacağım gibi bir halka, diğer bir halkanın dörtte biri ve hedefeleri bulunan bir cetvelden müteşekkil bir tek alet, bu kitapta sözü edilen diğer bütün aletleri gereksiz kılar”. Eserin Arapça metninde anlaşılması nisbeten zor olan bu aletin mahiyeti Latince çevirisinde iyice içinden çıkılmaz bir durum almıştır. Delambre eserinde, bazı bölümleri iyi çözümlenememekle beraber Cabir’in aletindeki halkanın çeşitli düzlemlere yani ekvator, ekliptik ve ufuk düzlemlerine intibak ettirilebildiğini dolayısıyla bununla muhtelif düzlemlere göre rasat yapılabilmekte olduğunu söyler. Öte yandan Repsold bütün astronomi tarihi kitaplarında “Cabir’in teodoliti” diye söz edilen bu aletin yapısını ortaya koymuştur. Cabir’in aletinin başka bir kimse tarafından kullanıldığı görülmemekle birlikte Avrupa’da bu aletten ilham alınarak muhtelif düzlemleri referans düzlemi alan bir gözlem aleti yapılmıştır ve bu alet “turquetum” adıyla tanınmaktadır. Bu aletten ilk defa Regiomontanus bahsettiği için uzun süre onun bu aletin mucidi olduğu zannedilmiştir. Hâlbuki Regiomontanus eserinin başında. ‘Machina collectitia Gebri Hispalensis” cümlesiyle aletin kendine değil Endülüslü Cabir’e ait olduğunu bizzat vurgulamıştır. Esasen bu konuda yapılan araştırmalar Regiomontanus’tan çok önce bu aletin kullanıldığını ortaya koymaktadır.

İslam ülkelerinde Cabir’in adını koymadığı aletinden ilham alınarak meydana getirilmiş herhangi bir alete rastlanmamıştır. Her ne kadar bazı yazarlar ‘zatü’s-semt ve’l-irtifa” adlı alete ‘turquetum” diyerek bunun İslam âleminde çok kullanılan bir alet olduğunu ileri sürerlerse de bu görüş isabetli değildir. Zinner. ‘turquetum” adının anlamını Türk (rasat) aleti” şeklinde vermekte (türkengerat) ve bu konu ile ilgili şu açıklamayı yapmaktadır: İsminden de anlaşılacağı üzere bu aletin ortaya çıkarılmasında bir Türk veya Arap aleti model olarak alınmıştır. Bu muhtemelen 1100 senesi civarında Cabir tarafından icat edilip isim verilmeyen, fakat aşağıdaki kısımları ile tefrik edilen alettir

Cabir genellikle Batlamyus’u eleştiren astronom olarak tanınmaktadır. Hâlbuki onun ilme yaptığı en önemli katkı Batı trigonometrisi üzerinde olmuş ve özellikle etkisi, 1460’tan önce yazılarak 1533 te yayımlanan Regiomontanus’un De Triangulis (üçgenler hakkında) adlı eserinde hissedilmiştir. Batı literatüründe bu konu ile ilgili bilgilerin çoğunun Cabir’den alındığı anlaşılmaktadır. Islahu 1-Mecisti den alındığına dair herhangi bir kayda rastlanmamakla beraber Copernicus’in (Kopernik) küresel trigonometrisi de genel olarak aynıdır. Copernicus eserinde Cabir’den Batlamyus’un en büyük iftiracısı diye söz eder.

Kitabü’l-Hey ‘e fi ıstılahil-Mecisti’nin çeşitli nüshaları günümüze ulaşmıştır. Cabir b. Eflah ve eseriyle ilgili olarak Batı’da yapılan çeşitli araştırmalar yanında R. P. Lorch da küresel trigonometriyle ilgili tesirleri konusunda Jabir İbn Aflah and His Influence in the West (Manchester 1970) adıyla bir doktora tezi hazırlamıştır.

Bitruci kimdir

XII. yüzyılda yasayan Endülüslü astronomi alimi.

Tam adı Ebu İshak Nurüdin el-Bitruci el-işbili’dir. Doğum tarihi kesin olarak bilinme mektedir.

Kurtuba’nın kuzeyinde bulunan Bitruc (Pedroche) şehrinde doğduğu için Bitruci, uzunca bir süre İşbiliye’de (Sevilla) oturduğu için de İşbili nisbesiyle anılmaktadır; Batı li teratüründe Alpetragius adıyla tanınır. Ünlü filozof İbn Tufeyl’in talebesi ve İbn Rüşd’ün çağdaşı olduğunun dışında, hayatı ve tahsil çevresi hakkında bilgi mevcut değildir. Her ne kadar Tuleytulalı (Tole-do) Yahuda ben Solomon Ko-hen, onun 1217 yılında öldüğü nü söylüyorsa da, bu tarih Kita-bü’1-Hey’e adlı eserinin Lâtin ce’ye tercüme edildiği yıl olup, ancak kesin bir tarih vermeden XIII. yüzyılın hemen başların da öldüğünü söylemek mümkündür.

Bitruci, İslâm ve Lâtin dün yasının astronomi sahasında büyük bir alimi olarak tanınmıştır. Avrupalı bilim adamları üzerindeki tesiri çok olduğun­dan, Batı dünyası onun ismini; Lâtince olarak, Alpetrazius şeklinde değiştirdi ve bu isimle tanıdı.

Bitruci, hocası İbn Tufeyl’in tavsiyesi doğrultusunda çalışarak, kendisini şöhrete kavuşturan Kitabü’l-Hey’e’yi kaleme aldı. Bu maksatla önce Ca’bir b.Eflah’ın, İslahu’l-Mecisti eserini okuyup, onun daha önce Batlamyus sistemine yönelttiği eleştirileri öğrendi.

Bitruci’nin eseri incelendiğinde, onun geniş bir tarih ve astronomi bilgi sine sahip olduğu görülür. Astrnonomiyi; zamanının önde gelen Müslüman astronomi bilginlerinden Bettani, Zerkali ve Cabir bin Eflak’ın kitapların dan öğrendi.

Bitruci, Kur’an-ı Kerim’deki astronomi ile ilgili ayetlere hususi bir ilgi gösterdi. İbn-i Bacce ile başlayıp, Zerkali, Cabir bin Eflah, İbn Tufeyl ve İbn Rüşd ile devam eden Batlamyus astronomisinin tenkidi, Bitruci ile ol gunluk noktasına ulaştı. Bu büyük astronomi alimi, yalnız Batlamyus’u ten-kidle kalmamış, bugünkü modern astronominin temeli kabul edilen Koper-nik’in ve daha pek çok Batılı bilim adamının faydalandığı birçok yeni esas lar koyup, nazariyeler geliştirmiştir.

Kitabü’l- Hey’de de görüşlerini temellendirirken, kendi dönemine kadar sayıları sekiz kabul edilen gök kürelerine bir dokuzuncusunu ilave etti ve kâinattaki her çeşit hareketin (değişmenin) kaynağının bu küre olduğunu savundu. Ona göre göğün iç içe duran bütün küreleri, en üstteki dokuzuncu kürenin etkisiyle hareket eder ve hepsi de doğrudan batıya doğru döner. Ayrıca bu kürelerin hızlı ve yavaş hareketleri dokuzuncu küreye olan ya kınlıklarıyla doğru orantılıdır.

Bitruci’nin savunduğu diğer bir husus da, Batlamyus’un sisteminde Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars şeklinde sıralanan gezegenlerin, Ay, Merkür, Güneş, Venüs, Mars düzeninde sıralanmaları, yani Güneş’in Venüs’ten aşa ğıda bulunması gerektiği id1: çünkü hiçbir zaman Venüs’ün, Güneş’in önün den geçtiği görülmemişti, ayrıca o, Merkür ile Venüs’ün Ay gibi ışıklarını Güneş’ten almadıklarına, bilâkis birer ışık kaynağı olduklarına inanıyordu.

Bitruci, astronomi tarihinde bir devir açan eseriyle, modern astronomi nin temeli olan Helyo Sentrik Gezegen Sistemini ilk defa kuran kişi oldu. Geçerli trigonometrik ispatlamalarda bir üstad idi. Bunları açıklamak için onun sistemi şöyle özetlenmektedir:

l- Bütün gezegenlerin iki kutuplu olduğunu açıkladı. Batlamyus ise, tek kutuplu kabul ediyordu.

2. Gök cisimlerinin hareketlerinin, doğrudan batıya doğru olduğunu kabul etti. Batlamyus ise, gezegenlerin hareketlerinin batıdan doğuya doğru olduğunu söylemişti.

3- Bütün gök cisimleri, gerçek ve aklın ereceği biçimde mevcuttur dedi. Batlamyus ise, gök cisimlerini gerçek olmayan varlıklar olarak farz ediyordu.

4- Gök cisimlerinin hareketinin kutuplar etrafında cereyan ettiğini söyledi. Batlamyus ise, hareketin merkez etrafında olduğunu söylüyordu.

5- Az yoğun gök cisimlerinin, çok yoğun gök cisimlerine göre daha hızla döndüğünü açıkladı.

6- Yıldızların bulunduğu gök tabakalarının değişken olduğunu söyledi. Batlamyus ise, sabit olduğunu kabul etmişti.

7- Gezegenler günlük dönüşe sahiptir. Batlamyus, gezegenlerin günlük dönüşlerini kabul etmemişti.

8- Yıldızların, eşit zamanlarda eşit olmayan kavisler yaptığını, yıldızlar küresinin üç hareketinin bulunduğunu bildirerek, bunların birincisini boy­lam, ikincisini enlem, üçüncüsünü günlük olarak vasıflandırdı. Batlamyus, sadece boylam hareketi olduğunu kabul etmişti.

9- Hareketi, yer değişimi yanında, hız ve enerjinin bir fonksiyonu olarak ifade etti. Batlamyus’a göre, hareket, sadece bir konum değişimi idi.

10- Gezegenleri yeniden tarif etti. Merkür’ü güneşin üstünde, Venüs’ü güneşin altında düşündü. Platon onların her ikisini de güneşin üstünde kabul etmiştir. Batlamyus ise, onların her ikisini de güneşin altında düşünmüştür.

Bütün bunları dikkate alan Yahudi fen adamı ve astronomi bilgili Levi B. Gersoon Milhamut Adanai (Ö. 1344), Wors of the Lord kitabında, onu astronominin kurucusu olarak vasıflandırırken; başka bir Yahudi bilgin Ye-huda bin Salmon Kohen de, Bitruci’yi, fizik prensipleri ile, fezada düşme yen astronomik modeller inşa ettiği için övmüştür. Kopernik’in, De Revolit iönibus Arbium Coelestium adlı eseri, Bettani ve Bitruci’ye dayanmaktadır. O, bu eserinde, Bitruci ve İbn-i Şatır’ın Lâtince’ye tercüme edilmiş eserlerinden etkilenmiş ve Lâtin bilginlerinden de faydalanmıştır. Keza, Bitruci’nin güneş ve ay teorisini muhtemelen bir Lâtince tercümesinden okuyup öğrenmiştir. Onun kimsenin inkâr edemeyeceği gibi, Bitruci’nin fikirlerini çok iyi bildiğini, Venedik’te 1496 senesinde basılan Regionontanus adlı ki tabında ispat etmektedir.

Kopernik, Bitruci’den dolaylı olarak etkilenmiştir. Onun istifade ettiği batılı kaynaklar, Bitruci’nin tesiri altında kalıp, astronomi konusunda onun görüşlerinden faydalanmıştır. Bu bakımdan Kopernik, Arapça bilmez, eserleri okuyup anlayamaz görüşü isabetli değildir. Bitruci’nin Lâtin, Hıristiyan ve ortaçağ bilginleri üzerinde etkisinin dolaylı yoldan Kopernik’e etkisi aşikârdır. Bütün bunlar, modern astronominin kurucusu olarak Kopernik değil, Bitruci’yi kabul etmek mecburiyetinde olduğumuzu gösterir.

Bitruci, hem İslâm aleminde, hem de Batı’da çok tesirli oldu. Batı ilim dünyasında, Bitruci’nin etkisi altında kalan bilginlerden bazıları şunlardır: Albertus Magnos, Roger Bacon, Robert Grasseteste, Müller, Regiomonta-nus, Michael Scot, İlliam the Engilishman, Petrus de Abene, Donte, Coper-micus, Yehuda bin Salamon Kohen, Tıbbon, Leviben, Gerson, Isaac İsraeli, Vicent Benaudis, Dus Skot.

Bitruci’nin yeni sistemi, Batlamyus’un sisteminin yerini aldı ve modern çağları hazırladı. Onun bu yeni sistemi, yalnız astronomiyi değil, ortaçağ boyunca, tabiat ilimlerini ve Batı felsefesini etkiledi. Tesirleri çok derin oldu. Öyle ki, sonraki asırlarda Batılı ilim adamlarının dikkat nazırlarını, tam manasıyla İslâm alimindeki fen, matematik ve astronomi ilimlerine teksif etmelerine yol açtı.

El-Birûni kimdir

Doğum :5 Eylül 973

Ölüm :13 Aralık 1048

Branşı Antropoloji, astroloji, astronomi, kimya, karşılaştırmalı sosyoloji, jeodezi, tarih, matematik, tıp, felsefe, farmakoloji, fizik, psikoloji, bilim

Etkilendikleri Aristo,

Batlamyus, Aryabhata, Muhammed, Brahmagupta, El-Razi, El-Sizi, Ebu Nasr Mansur, İbn Sina

Etkiledikleri El-Sizi, İbn Sina, Ömer Hayyam, El-Hazen, Zekeriya El-Kazvini, İslami felsefe, İslam bilimi

Biruni İslam bilginidir. Türk kökenli olduğunu iddia edenler de olmuştur. Tam adı Ebu Reyhan Muhammed bin Ahmed el-Birûnî dir. Batı dillerinde adı Alberuni veya Aliboron olarak geçer. Gökbilim, matematik, doğa bilimleri, coğrafya ve tarih alanındaki çalışmalarıyla tanınır.

Hayatı

4 Eylül 973’te Harezm’de doğdu. Harezm Afriğî hükümdarları sülalesinden olan matematikçi ve astronom Ebu Nasr Mansur’un korumasında küçük yaşta Kas’taki (Ket) Harezm sarayına girdi. Birûni, Harezm sarayında astronomi ve matematik öğrendi. Başkenti Gürgenç olan Memunîlerin hükümdarı Ebu Abbas Memun’un 995 yılında Kas kenti üzerine yürüyerek Sultan Ebu Abdullah Muhammed’i öldürüp Harzemşah ünvanını alması üzerine Birûni, Tahran yakınlarındaki Rey kentine sığındı. Bir süre sonra da Hazar Denizi’nin güneyindeki Cürcan kentine yerleşti.

Bu dönemde Birûni, Ziyarî hükümdarı Kâbus bin Vaşmgîr’in sarayına girdi. Bir tür tarih yapıtı olan El-Asaru’l-Bakiye ani’l-Kuruni’l-Haliye’yi (Telaffuz: Ketāb al-āṯār al-bāqīa ‘an al-qorūn al-ḵālīa; Türkçe: Geride Kalan Yüzyıllar) orada yazarak sultana sundu. Memun’dan sonra Harezm sultanı olan oğlu Ali bin Memun tarafından 1009 yılında Gürgenç’e çağrılan Birûni, sarayda İbn Sina, İbn Miskeveyh, Ebu Nasr Mansur gibi bilginlerle birlikte çalıştı. Ali bin Memun’un ölümü üzerine başa geçen kardeşi II. Memun, bilginlere önem veriyordu.

1017 yılında Türk hükümdar Gazneli Mahmut’un Gürgenç’i alarak Memunî Hanedanlığı’na son vermesiyle beraber Birûni, Gazne’ye götürülerek Gazneli Mahmut ile çalışmaya başladı. Bunu izleyen on yıl içinde astronomi ve matematik çalışmalarının doruğuna erişti. Bu tutsaklığı sırasında, anayurtlarından sürülmüş ve tutsak olan Hintli bilginlerle tanıştı. Birçok dilde ilmi çeviriler yaptı.

Gazneli sarayında büyük saygı gören Birûni, hayatının sonuna kadar Gazne sarayında kaldı. Yine Gazneli Mahmut’un oğlu Sultan Mesut ve torunu Sultan Mevdud döneminde değer gördü. Son yıllarını Gazne’de geçirdi ve burada 1048 yılında öldü.

Hakkındaki çalışmalar

Birûni hakkında yakın zamanlarda birçok çalışma yapılarak, yeni bilgiler edinilmiştir. Birûni’nin Tahdidu Nihayâti’l-Emâkin adını taşıyan ve Zeki Velidi Togan tarafından bilim dünyasına tanıtılan eserine göre, adının Beyrûnî olarak okunması gerektiği anlaşılmıştır. Yine bu araştırmalarda Birûni’nin anadili, kökeni ve ölüm tarihi hakkında daha kesin bilgiler elde edilmiştir.

Sıklıkla Arapça ve bazen de Farsça eser veren Birûni, Kitabu’s-Saydane adlı eserinin önsözünde anadilinin bilimsel çalışmalar için yetersiz kaldığını, Arapça ve Farsça’yı sonradan öğrendiğini ve bu iki dili kullanmakta güçlük çektiğini belirtmektedir. O dönemde Birûni’nin yaşadığı yörede hakim olan Harezmce’nin de Farsça’nın bir lehçesi olduğu ve Birûni’nin kullandığı Türkçe sözcüklerdeki düzen göz önünde bulundurulduğunda Birûni’nin anadilinin Türkçe olabileceği sonucu ortaya çıkmaktadır. Aynı şekilde Birûni’nin Arap veya Fars kökenli olduğunu savunanların karşısında, onun Türk olabileceğini düşünen çalışmacıların sayısı çok fazladır.

Yine Kitabu’s Saydane’de yaşının ay takvimine göre seksenden fazla olduğunu söyleyen Birûni’nin buradan sanıldığı gibi 1048’de ölmemiş olduğu sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Çeşitli tahminler birleştirildiğinde Birûni’nin ölüm yılının yaklaşık 1051 olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

Kişiliği

El Birûni, astronomi üzerine yaptığı en iyi çalışmayı Gazneli Mahmut’un oğlu Mesut’a sundu. Sultan Mesut da bunun üzerine kendisine bir fil yükü gümüşü hediye edince, “Bu armağan beni baştan çıkarır, bilimden uzaklaştırır.” diyerek bu hediyeyi geri çevirdi. Aslında Birûni eczacılıkta uygulamalı eğitime, kitaplardan çok daha fazla önem vermiştir. Birûni, elle tutarak ve gözlemleyerek veri toplamanın insana, kitaptan okumaktan çok daha fazla yarar sağladığına inanmış ve bunu uygulamıştır. Gerçek bir bilim anlayışına sahip olan Birûni, ırk kavramına da önem vermezdi. Başka bir halkın ileri kültüründen derin bir saygıyla söz ederdi. Aynı şekilde dinler ve düşünceler konusundaki anlatımı sırasında o dinler hakkında itiraz veya eleştiride bulunmadığı gibi, o dindeki deyimleri aynen kullanmasıyla da dikkat çekmektedir. Sanskrit dilinden Arapça’ya çevirdiği Potancali adlı kitabının önsözünde “İnsanların düşünceleri türlü türlüdür, dünyadaki gelişmişlik ve esenlik de bu farklılığa dayanır.” şeklinde yazmıştır.

Eserleri

El-Birûni’nin Ay’ın farklı durumlarını gösteren modellemesi

Çok yönlü bir bilim adamı olan El Birûni, ilk öğrenimini Yunan bir bilginden aldı. Tanınmış ve seçkin bir aileden gelen Harezmli matematikçi ve gökbilimci Ebu Nasr Mansur tarafından kollanan El Birûni, ilk çalışmalarını bu alimin yanında yaptı. İlk eseri, “Asar-ül-Bakiye”dir.

El-Birûni’nin eserlerinin sayısı yüz seksen civarındadır. Yetmiş adet astronomi ve yirmi adet de matematik kitabı bulunmaktadır. Tıp, biyoloji, bitkiler, madenler, hayvanlar ve yararlı otlar üzerinde bir dizin oluşturmuştur. Ancak bu eserlerden sadece yirmi yedisi günümüze kadar gelebilmiştir. Özellikle Birûni’nin eserlerinin Ortaçağ’da Latince’ye çevrilmemiş olması, kitaplarının ağır bir dille yazılmış olmasının bir sonucudur. Ancak Birûni kendisinin de dediği gibi, yapıtlarını sıradan insanlar için değil bilginler için yazmaktaydı.

Yine Harezmi “Zîci’nin Temelleri” adlı yapıtının 12. yüzyılda Abraham ben Ezra tarafından İbranice’ye çevrildiği bilinmektedir. Batı’nın Birûni ilgisi ise 1870’lerde başladı. O günden bugüne Birûni eserlerinin bazılarının tamamı veya bir kısmı Almanca ve İngilizce’ye çevrildi.

Mektuplarından, Birûni’nin Aristo’yu bildiği anlaşılır. İbn Sina gibi önemli bilginlerle beraber çalışan Birûni, Hindistan’a birçok kez gitti. Bu nedenle Hindistan’ı konu alan bir kitap yazdı. Onun bu kitabı birkaç dile çevrildi. Birûni’nin bir tane de romanı vardır.

Matematik

Birûni’nin matematikçi yönü, en çok bilinen yönüdür. Yaşadığı yüzyılın en büyük matematikçisi olan Birûni, trigonometrik fonksiyonlarda yarıçapın bir birim olarak kabul edilmesini öneren ilk matematikçidir. Sinüs, kosinüs gibi fonksiyonların bir oran, yani sayı olduğunu savunan Birûni’nin, trigonometriye en büyük katkısı ise kendinden önce kullanılan sinüs ve kosinüs gibi fonksiyonlara sekant, kosekant ve kotanjant fonksiyonlarını ilave etmesidir. Birûni’nin bu yönü batı dünyası tarafından ancak iki asır sonra keşfedilip kullanılabilmiştir. Öte yandan Birûni’nin, yeryüzünde yükseltisi bilinen bir noktadan ufuk alçalması açısının ölçülmesi yoluyla merdiven yayı uzunluğunu hesaplaması da geometri açısından önemli bir çalışmasıdır. Merdiven yayı uzunluğunun ilk kez Birûni tarafından bu yöntemle bulunması yaygın bir kanıdır. Ancak Birûni bu yöntemi başka bir bilginden aldığını belirtmiştir.

Astronomi

Birûni’nin astronomi alanında yaptığı çalışmaların başında Sultan Mesut’a 1030’da sunduğu “Mesudî fi’l Heyeti ve’n-Nücum” adlı yapıtı gelmektedir. Bu yapıt günümüze gelmiş olup bu konuda yaptığı çalışmalarının bir kısmı kayıptır. Kanun adlı eserinde Aristo ve Batlamyus’un görüşlerini tartışma konusu yaparak Dünya’nın kendi ekseninde dönüyor olma olasılığı üzerinde durması bilim tarihi açısından önemlidir. Ancak bu konuda kesin bir sonuca varamadığı varsayılan Birûni’nin günümüze değin bu konuda bir eseri ulaşmamıştır.

“Nihâyâtü’l-Emâkin” (Türkçe: Mekânların Sonları) adlı yapıtı, coğrafyadan, jeoloji ve jeodeziye (yeryüzü düzlemini ölçme bilgisi) kadar bir dizi konudaki yazılarını içerir. Sultan Mesut’a sunduğu “el-Kanunü’l-Mesudi”, Birûni’nin astronomi alanındaki en önemli yapıtıdır. Bilim tarihçilerine göre Birûni, Kopernik’le başlayan çağdaş astronominin temellerini atmıştır.

Coğrafya

Coğrafya alanında ise tutulum düzleminin gök ekvatoruna göre eğikliğini de (tutulum eğikliği) Kas, Gürgenç ve Gazne’de yaptığı çeşitli hesaplamalarla aslına çok yakın değerlerde bulmuştur. Ayrıca birçok enlemi ve boylamı hesaplayabilmiştir. Boylamın belirlenmesi enleminkine nazaran daha zor olduğundan Birûni, iki nokta arasındaki boylam farkını enleme ve aradaki toplam uzaklığa dayanan bir formülle hesaplama yoluna gitmiştir. Ölçme ve gözlemlerinde hata payını en aza indirgemek için uğraşmıştır. Bunun yanında gözlem aletlerinin boyutunu büyütmek yerine onları çapraz çizgilere bölmeleyerek duyarlılığı arttıracağını keşfederek verniye ilkesinin temellerini atmıştır. Aşağıda ekliptik eğimin değerini bulan bazı bilim adamlarının ortaya attığı sayı değerleri bulunmaktadır:

Bilim adamı Yıl Ekliptik eğimi

Batlamyus – 23 50’

El Me’mun astronomları 832 23 33’ 39”

Sabit bin Kurre 875 23 30’ 30’’

El-Battani 880 23 35’

El-Biruni 995 23 27’

Tycho Brahe 1790 23 30’

Bradley 1750 23 38’.3

Modern ölçütler 1950 23 26’.7

Diğer bilimler

Birûni, “Kitâbü’l-Camahir fi Marifeti’l-Cevahir” (Türkçe: Cevherlerin Özellikleri Üstüne) adlı yapıtında, yirmi üç katı maddenin ve altı sıvının özgül ağırlıklarını bugünkü değerlerine çok yakın olarak saptamıştır. Aynı şekilde Hint tarihi hakkında da kitap yazan Birûni, Hintlilerin inandığı boş inançları, inanışlarını, yaşam biçimlerini ve gelenek-görenekleri çok ayrıntılı olarak anlatmıştır. Bunu yaparken tamamen tarafsız ve önyargılardan uzak davranmıştır.

Tıp alanında da birçok eser veren Birûni, döneminde bir kadını sezaryenle doğum yaptırmayı başarmıştır. Şifalı otlar ve birtakım ilaçlar üzerine yazdığı “Kitabu’s Saydane”, Birûni’nin son yapıtı olmakla beraber 1050’de yazılmıştır. Bu kitapta üç bin kadar bitkinin neye yaradığını ve nasıl kullanıldığı yazmaktadır. İlaçların yanında o bitkinin Arapça, Farsça, Yunanca, Sanskritçe ve Türkçe gibi başka dillerdeki adının yer alması etimolojik açısından çok önemli bir gelişmedir.

Bilimsel bakış açısı olarak İbn Sina’nın Aristo tarzı düşüncesine karşı çıkan Birûni, tek tanrı inancını benimseyerek evrenin bir başlangıcının olduğunu ve öncesiz bir evrenin tanrının gereksiz sayılması demek olduğunu savunmuştur.

İbn Sina’nın bu tarz yaklaşımına sürekli karşı çıkan Birûni’nin İbn Sina ile yazışırken yaptığı tartışmalardan bir kısmı günümüze kadar ulaşmıştır. Öte yandan Birûni, astroloji gibi bilim sayılmayan bir konuyla da ilgilenmiş ve “Kitabu’t Tefhim fî Evaili Sanaati’t-Tencim” adında bir astroloji eseri yazmıştır. Ancak simya, efsun, büyü gibi diğer akıl dışı alanlar üzerinde çalışmadığı gibi bunlara karşı çıkmıştır. Bunun yanında Birûni, devletlerin tarihlerini incelerken ekonomik nedenleri araştırarak, devletlerin ilişkilerinin altında dinî nedenler aranmasının yanlış olduğunu öne sürmüştür.

Batı’da “Aliboron” adıyla bilinen Birûni’nin yapıtları birçok Batı diline çevrilmiştir. Birûni, hiçbir eserinde tek bir bilime veya konuya bağlı kalmadan, bilimi tek bir bütün olarak gören bir bilim adamıdır.

Birûni’nin onlarca yapıtı arasında en çok bilinenleri aşağıdaki gibidir:

EI-Asâr’il-Bâkiye an’il-Kurûni’I-Hâli-ye

EI-Kanûn’ül-Mes’ûdî

Kitab’üt-Tahkîk Mâ li’I-Hind

Tahdîd’ü Nihâyeti’l-Emâkin li Tas-hîh-i Mesâfet’il-Mesâkin

Kitabü’I-Cemâhir fî Ma’rifet-i Cevâ-hir

Kitabü’t-Tefhim fî Evâili Sıbaâti’t-Tencim

Kitâbü’s-Saydele fî Tıp

Kalıt

Birûni, günümüzde en bilinen İslam bilginlerinden biridir. Tüm dünyadaki çeşitli ülkelerde Birûni’yi anmak için sempozyumlar, kongreler düzenlendi, pullar bastırıldı. Türk Tarih Kurumu 68. sayısını “Birûni’ye Armağan” adıyla Birûni‘ye tahsis etti. 1973 yılında Türkiye’de basılan pullar arasında Birûni’ye de yer verildi. UNESCO’nun 25 dilde çıkardığı Conrier Dergisi 1974 Haziran sayısını Birûni’ye ayırdı. Kapak fotoğrafının altına, “1000 yıl önce Orta Asya’da yaşayan evrensel dahi Birûni; Astronom, Tarihçi, Botanikçi, Eczacılık uzmanı Jeolog, Şair, Mütefekkir, Matematikçi, Coğrafyacı ve Hümanist” diye yazılarak tanıtıldı.

Battani kimdir

Ebu Abdullah Muhammed bin Cabir bin Sinan er-Rekki es-Sabi el-Battani (858,Harran-929,Samara yakınlarındaki Kasr el-Cis kazası) Latince Albategnius, Albategni ya da Albatenius olarak bilinen, Arap astronom, astrolog ve matematikçidir.

Şu anda Türkiye’de bulunan Urfa şehrinin bir ilçesi olan Harran’da doğmuştur. Lakabı olan es-Sabi soyunun, yıldızlara ibadet eden Sabi dinine mensup olduğunu gösterir. Fakat onun tam künyesi, bizi onun Müslüman olduğu sonucuna götürür.

Astronomi çalışmaları

Battani’nin astronomideki en çok bilinen başarılarından biri Güneş Yılını 365 gün, 5 saat,46 dakika ve 24 saniye olarak ölçmüş olmasıdır.

Battani’nin Zij adı verilen çalışması Johannes Kepler, Tycho Brahe gibi Avrupalı astronomlar üzerinde büyük bir etki yaratmıştır. Nicolaus Copernicus,Zij üç defa Latince’ye çevrilmesine rağmen, O’ndan yaklaşık 700 yıl önce yaşamış Battani ne yazdıysa eserlerinde tekrar etmiştir.

Modern dünya, Battani’ye bilim dünyasına katkılarından dolayı hürmetini, saygısını göstermiş ve Ay’daki bir bölgeye Albategnius olarak ismini vermiştir.

Battani, Suriye’de Rakka ve vefat ettiği şehir olan Şam’da çalışmalar yapmıştır. Battani, Batlamyus’un bazı yanlışlarını düzeltmiş ve yeni Güneş ve Ay tablolarında derlemiştir. Uzun süre bilim dünyasında otorite olarak kabul edilmiştir. Güneş’in enberi hareketlerini keşfetmiş, gök kürenin bölümleri üzerine çalışmalar yapmış ve muhtemelen 5.yüzyılda yaşamış olan Hintli astronom Aryabhata’dan bağımsız olarak, sinüsün ve kısmi olarak da tanjantın hesaplamadaki kullanımınlarını açıklamış ve böylece modern trigonometrinin temelini atmıştır.

Battani bunlardan başka astronomide, ekinoksların devinme hareketlerinin değerlerini ve ekliptik eğimi çok yakın bir oran bularak hesaplamıştır. Battani, tablolarında devinim için tekdüze değerlendirmeler kullanmıştır.

O’nun en önemli çalışması olan Zij ya da ayarlı astronomik tablolar, Plato Tibirnitus tarafından 1116 yılında De Motu Stellarum olarak Latince’ye çevrilen 57 bölümden oluşan el-Zij es-Sabi adlı eseri Avrupa astronomisinde büyük bir etki bırakmıştır.

Zij, biraz Hintli etkisi görülen Batlamyus teorisi üzerine bina tesis edilmiştir.Bu eserin bir yeni baskısı 1645 yılında Bologna’da ortaya çıkmıştır. Plato’nun orjinal el yazısıyla yazdığı nüshası Vatikan’da; ve Battani tarafından yazılmış bir el yazma tezi ise Escorial Library’de astronomik kronoloji bölümünde muhafaza edilmektedir.

Battani, gelişmiş ay ve güneş tabloları kullanarak yaptığı gözlemler boyunca, Güneş’in dışmerkez kuvvetinin değiştiğini, modern astronomide Dünya’nın Güneş etrafındaki bir eliptik yörünge üzerindeki hareketinin eşitliğini keşfetmiştir.

Kopernik, Kopernik Devrimi’ni başlatan De Revolitionibus Orbium Coelestium adlı kitabında Battani’ye olan minnetini dile getirmiş ve birçok yerde O’ndan alıntılar yapmıştır.

Matematik

Battani, matematikte trigonometride günümüzde kullanılan formüller üretmiştir:

Ayrıca sin x = a cos x eşitliğini buldu, formül:

Battani,el-Mervezi’nin tanjant fikrini,tanjant ve kotanjant hesaplamaları amacıyla denklemler geliştirmek için konu hakkındaki matematiksel tablolarını derleyerek kullanmıştır.Bundan başka sekant ve kosekantın işteş fonksiyonalrını keşfetmiş ve O’nun gölgelerin tablosu olarak adlandırdığı,kosekantlar hakkındaki ilk mateamtiksel tabloyu,1’den 90’a kadar her bir dereceyi içerecek şekilde hazırlamıştır.

Saygınlığı

Aydaki Albategnius kraterinin adı O’nun adına ithafen verilmiştir.

Star Trek: Voyager filminde Excelsior-class starship USS Al-Batani [sic] NCC-42995 adlı uzay gemisi Kathryn Janeway’in ilk uzay görevi olarak O’nun adıyla adlandırlmıştır.

Ali Kuşçu kimdir

Türk gökbilimci, matematikçi ve dilbilimci

Doğum :1403-Semerkant

Ölüm :16 Aralık 1474-İstanbul

Ali Kuşçu asıl adı Ali Bin Muhammed Türk. gökbilimci, matematikçi ve dilbilimci. Gökbilimci ve kelam alimi olan Ali Kuşçu, 15. yüzyıl’da Semerkant’ta doğdu. Babası Muhammed, Timur İmparatorluğu Sultanı ve astronomu Uluğ Bey’in kuşçusu olduğu için, ailesi “Kuşçu” lakabıyla meşhur oldu. Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomiye ilgi duyan Ali Kuşçu, Bursalı Kadızâde Rumî, Gıyâseddin Cemşîd ve Muînuddîn Kâşî’den matematik ve astronomi dersi aldı.

Daha sonra bilgisini artırmak için Kirman’a gitti. Burada Hall-ü Eşkâl-i Kamer (Ay Safhalarının Açıklanması) adlı risale ile Şerh-i Tecrîd adlı eserini yazdı. Ali Kuşçu, Semerkant ve Kirman’da eğitimini tamamladıktan sonra Uluğ Bey’e yardımcı ve rasathanesine müdür oldu. 1449’da hacca gitmek istedi. Tebriz’de Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan kendisine büyük saygı gösterdi ve Osmanlı Devleti ile barış görüşmelerinde yardımını istedi. Ali Kuşçu, Uzun Hasan’ın sözcülüğünü yaptıktan sonra II. Mehmed’in davetiyle İstanbul’a geldi. Osmanlı – Akkoyunlu sınırında II. Mehmed’in emriyle büyük bir törenle karşılanan Ali Kuşçu, Ayasofya medresesine müderris oldu. Ali Kuşçu, 16 Aralık 1474 tarihinde İstanbul’da öldü.

Astronomi Eserleri

Şerh-i Zîc-i Uluğ Bey

Risâle fî Halli Eşkâli Muaddili’l-Kamer li’l-Mesîr

Risâle fî Asli’l-Hâric Yumkin fî’s-Sufliyyeyn

Şerh ale’t-Tuhfeti’ş-Şâhiyye fî’l-Hey’e

Risâle der İlm-i Hey’e

Risâle fî Halli Eşkâli’l-Kamer.

Riselet-ül fi’l hey’et (Farsça)

Matematik Eserleri

Risâletu’l-Muhammediyye fî’l-Hisâb

Risâle der İlm-i Hisâb: Süleymaniye

Kelâm ve Usûl-i Fıkıh Eserleri

Eş-Şerhu’l-Cedîd ale’t-Tecrîd

Hâşiye ale’t-Telvîh

Unkud-üz-Zevahir fi Nazm-ül-Cevahir

Mekanik Aletleri Hakkındaki Eseri

Tezkire fî Âlâti’r-Ruhâniyye (Kültür Bakanlığı, Ankara 2001)

Dil ve Belagat Eserleri

Şerhu’r-Risâleti’l-Vadiyye

El-İfsâh

El-Unkûdu’z-Zevâhir fî Nazmi’l-Cevâhir

Şerhu’ş-Şâfiye

Risâle fî Beyâni Vadi’l-Mufredât

Fâ’ide li-Tahkîki Lâmi’t-Ta’rîf

Risâle mâ Ene Kultu

Risâle fî’l-Hamd

Risâle fî İlmi’l-Me’ânî

Risâle fî Bahsi’l-Mufred

Risâle fî’l-Fenni’s-Sânî min İlmihal-Beyân

Tefsîru’l-Bakara ve Âli İmrân

Risâle fî’l-İstişâre

Mahbub-ül-Hamail fi keşif-il-mesail

Tecrid-ül-Kelam

Ahmed bin Musa kimdir

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Bu madde ya da bir kısmı, Vikipedi standartlarına uygun değildir ve bu nedenle düzenlenmesi gerekmektedir.
Maddeyi Vikipedi standartlarına uygun biçimde düzenleyip, geliştirerek Vikipedi’ye katkıda bulunabilirsiniz. NOT: Gerekli değişiklik yapılmadan bu şablon kaldırılmamalıdır.
Bu madde Ocak 2009 tarihinden beri, düzenleme isteğiyle etiketlidir.
Ahmed bin Musa ( ?-878 )Sistem mühendisliği ve sibernetik ilminin öncülerinden aynı zamanda matematik ve astronomi alanında eserler veren müslüman bilim adamı.
Konu başlıkları [gizle]
1 İlim Alanındaki Çalışmaları
1.1 Eserleri
2 Kaynakça
3 Kategoriler
İlim Alanındaki Çalışmaları [değiştir]
Babası Musa bin Şakir’dir.Çocukluğundan beri ilimle uğraşmış özellikle mekanik ilmine ilgi duymuştur.Kardeşlerinin ve babasının ilim adamı olması,zamanın ilim öğrenmeyle geçirmesi ve halife Memun tarafından korunması onu ilim sahasında daha da yükseltmiş devrinin büyük matematik ve astronomi bilginlerinden biri olmasını sağlamıştır
Halife Memun’un astronomu olan Yahya bin Ebu Mansur’dan dersler almıştır. Kardeşleri Muhammed ve Hasanla birlikte yıldızları diğer gök cisimlerini bunların doğuş ve batışlarını inceledi bu incelmelerinin sonucunda yıldızların doğuşu, batışı aynı zamanda onların resimlerini gösteren mükemmel bir cihaz yaptı ve bu görenleri hayrete düşüren bu cihazı Samarra Rasathanesi’nin önüne koydu. Bu cihazı gören İbnı Habban el-Taberı hayretini gizleyememişti. Bu cihaz bakırdan olup su kuvvetiyle çalışmaktaydı ve yıldızların resmini, ismini ayrıntılılı bir şekilde hiç kimsenin müdahalesi olmadan gösterebiliyordu.
Ahmed bin Musa astronomi ilminin yanısıra özellikle mekanik ilmiyle ilgilendi yüzlerce büyüklü küçüklü alet yaptı bu aletlerin içinde otomatik su kapları, kandiller, izafi ağırlık ölçen aletler ve günümüzde hala kullandığımız aletleri tasarlamıştır. Teknik sahada ne kardeşleri ne de başka bir alim ona yetişebilmiştir.
Ahmed bin Musa, kardeşleriyle birlikte Halife Memun tarafından, daha önce Sabit bin Kurra’nın, dünyanın çevresini doğru ölçüp ölçmediğini kontrol etmek için görevlendirilir. Üç kardeş, Sincan’da ve Kûfe’de yaptıkları ölçümler ve hesaplar sonunda, Sabit bin Kurra’nın bulduğu rakamı bulurlar.
Ahmed bin Musa gerek mekanik alanında gerek astronomi alanındaki mükemmel çalışmalarıyla devrinin en büyük bilim adamlarından biri olduğunu göstermiş ve mekanikte çok kıymetli eserler vererek kendisinden sonra gelecek olan Cezeri gibi daha nice alimlere öncülük etmiştir.
Ahmed bin Musa Miladi 878 yılında vefat etmiştir.
Eserleri [değiştir]
1-)Kitabul Hıyel (Sistem mühendisliği ve mekanik alanında yazılmıştır.)
2-)Sabit yıldızlar küresinin dışında dokuzuncu kürenin bulunmadığının geometrik ispatı.
3-)Sanad bin Ali’ye sual.
4-)Kendi kendine müzik yapan aletler

Ahmed bin MusaVikipedi, özgür ansiklopedi Bu madde ya da bir kısmı, Vikipedi standartlarına uygun değildir ve bu nedenle düzenlenmesi gerekmektedir.Maddeyi Vikipedi standartlarına uygun biçimde düzenleyip, geliştirerek Vikipedi’ye katkıda bulunabilirsiniz. NOT: Gerekli değişiklik yapılmadan bu şablon kaldırılmamalıdır.Bu madde Ocak 2009 tarihinden beri, düzenleme isteğiyle etiketlidir.
Ahmed bin Musa ( ?-878 )Sistem mühendisliği ve sibernetik ilminin öncülerinden aynı zamanda matematik ve astronomi alanında eserler veren müslüman bilim adamı.Konu başlıkları [gizle]1 İlim Alanındaki Çalışmaları1.1 Eserleri2 Kaynakça3 Kategorilerİlim Alanındaki Çalışmaları [değiştir]Babası Musa bin Şakir’dir.Çocukluğundan beri ilimle uğraşmış özellikle mekanik ilmine ilgi duymuştur.Kardeşlerinin ve babasının ilim adamı olması,zamanın ilim öğrenmeyle geçirmesi ve halife Memun tarafından korunması onu ilim sahasında daha da yükseltmiş devrinin büyük matematik ve astronomi bilginlerinden biri olmasını sağlamıştırHalife Memun’un astronomu olan Yahya bin Ebu Mansur’dan dersler almıştır. Kardeşleri Muhammed ve Hasanla birlikte yıldızları diğer gök cisimlerini bunların doğuş ve batışlarını inceledi bu incelmelerinin sonucunda yıldızların doğuşu, batışı aynı zamanda onların resimlerini gösteren mükemmel bir cihaz yaptı ve bu görenleri hayrete düşüren bu cihazı Samarra Rasathanesi’nin önüne koydu. Bu cihazı gören İbnı Habban el-Taberı hayretini gizleyememişti. Bu cihaz bakırdan olup su kuvvetiyle çalışmaktaydı ve yıldızların resmini, ismini ayrıntılılı bir şekilde hiç kimsenin müdahalesi olmadan gösterebiliyordu.Ahmed bin Musa astronomi ilminin yanısıra özellikle mekanik ilmiyle ilgilendi yüzlerce büyüklü küçüklü alet yaptı bu aletlerin içinde otomatik su kapları, kandiller, izafi ağırlık ölçen aletler ve günümüzde hala kullandığımız aletleri tasarlamıştır. Teknik sahada ne kardeşleri ne de başka bir alim ona yetişebilmiştir.Ahmed bin Musa, kardeşleriyle birlikte Halife Memun tarafından, daha önce Sabit bin Kurra’nın, dünyanın çevresini doğru ölçüp ölçmediğini kontrol etmek için görevlendirilir. Üç kardeş, Sincan’da ve Kûfe’de yaptıkları ölçümler ve hesaplar sonunda, Sabit bin Kurra’nın bulduğu rakamı bulurlar.Ahmed bin Musa gerek mekanik alanında gerek astronomi alanındaki mükemmel çalışmalarıyla devrinin en büyük bilim adamlarından biri olduğunu göstermiş ve mekanikte çok kıymetli eserler vererek kendisinden sonra gelecek olan Cezeri gibi daha nice alimlere öncülük etmiştir.Ahmed bin Musa Miladi 878 yılında vefat etmiştir.Eserleri [değiştir]1-)Kitabul Hıyel (Sistem mühendisliği ve mekanik alanında yazılmıştır.)2-)Sabit yıldızlar küresinin dışında dokuzuncu kürenin bulunmadığının geometrik ispatı.3-)Sanad bin Ali’ye sual.4-)Kendi kendine müzik yapan aletler