Dünyanın en büyük adası nerededir?

Grönland;

Grönland siyasi ve fiziki haritası

Yönetim biçimi Parlamenter demokrasi ve anayasal monarşi

Grönland Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde, 2.166.086 km² ile kuzey kutbundaki en büyük buz örtüsüyle kaplı, Danimarka’nın özerk bölgesi. Bu buz tabakası 3 km. kalınlığında ve tabanı da deniz düzeyinin altında bulunur. Adanın kuzeyinde Kuzey Buz Denizi (Arktik Deniz), güneydoğusunda İzlanda, batısında Kanada’nın Ellesmere Adası ve Baffin Körfezi yer alır. Grönland, yüzölçümü açısından dünyanın en büyük adası konumundadır. % 81’i buzullarla kaplıdır.

Grönland’da yaşayan nüfus 57.500 civarındadır. Nüfusun büyük kesimi batı kıyısındaki küçük kasabalarda yaşar. Grönlandlılar, hem Kalaallit (Inuit), hem İskandinavya kökenlerini taşımaktadırlar ve Grönlandca (Greenlandic=Kalaallisut) dilini konuşurlar. İki önemli şehri başkent Godthab (Nuuk) ile Godhavn’dır.

Ortalama sıcaklığın -7 oC olmasına karşın iklim kuru ve güneşlidir. Kışlar soğuktur ve buzlu bölgelerde sıcaklık yazın bile donma noktasının altındadır.

Danimarka’nın özerk bölgesi olan Grönland’in, yerli Kalaallisut dilindeki adı Kalaallit Nunaat’dır.

Kasım 2008’de yapılan özerkliğin genişletilmesi ile ilgili referandumda halk,%75 oranında evet demiştir ve böylece grönland hükümeti hukuk,petrol gelirlerinin yarısı,adelet gibi daha 32 konuda Danimarka’dan bağımsızlığını kazanmıştır.Fakat halen dışişlerinde Danimarka’ya bağlı kalacak ve devlet başkanı Kraliçe 2.Margrethe sayılacaktır.Grönland dağları

Tarih

900 yılında Gunnbjorn Ulfsson Grönland’ı keşfetmiştir. 986 yılında ise Kızıl Erik, Grönland’da bir Viking sömürgesi kurdu. 1985 yılında AB’den ayrılmıştır.

İsim

Grönland Adası, adanın yerli halkı Kalaallit dilinde: Kalaallit Nunaat, anlamı “Kalaallit’lerin ülkesi” demektir. Ayrıca, Danca olarak bakıldığında ise Grønland sözcüğü ise, “Yeşil Ülke” anlamına gelmektedir.

Özelliği [değiştir]

Atlas Okyanusu’nda bulunan Grönland, Kuzey Amerika kıtasına bitişik olmakla birlikte tarihsel olarak Avrupa ile bağları daha fazladır. Her ne kadar geniş özerklikleri olsa da, Danimarka Kraliyet Birliği’nin bir parçasıdır. Danimarka’ya bağlı olarak 1973 yılında Avrupa Topluluğu’na dahil olan Grönland, 23 Şubat 1983 tarihinde yapmış olduğu bir halk oylaması sonucunda AB’den ayrılma kararı alır ve gelişmelerin ardından 1 Şubat 1985’de Grönland topluluktan ayrılır; halen Avrupa Birliği’nin dışındadır.

Grönland Kronu

Grönland Kronu, Grönland’da gelecekte kullanılması düşünülen para birimidir. Günümüzde Danimarka kronu kullanılmaktadır. Mayıs 2007’de Danimarka’da çıkan yasaya göre Grönland’a Danimarka kronunun Grönland versiyonunun basılmasına izin verildi.

Sakoya ağacının özelliği nedir?

Dünya’nın yaşayan en büyük ağacı dev bir sakoya olan General Sherman’dır.
ABD,Kaliforniya,Sekoya Milli Parkı’nda bulunmaktadır. Kaliforniya çam ağacı olarakta bilinen dev sekoya (Sequoia gigantea) ağacı oldukça hızlı büyümektedir.

Bu ağacın uzunluğu 84.6 m ve çapı 8.2 m’dir.Ağacın çevresi ise 25.9 m’dir.Ağacın kabuğunun kalınlığı yer yer 60 cm’i aşmaktadır.

Lifli kabuklarında fazla reçine olmaması nedeniyle büyük sekoyalar yangına karşı oldukça dirençli bir ağaç türüdür.

General Sherman en büyük Sekoya olmasına karşın, en yaşlı olan değil.

Bu dev ağaçların yaklaşık ömürleri 1000 ile 3200 yıl arasında değişmektedir.

Bazı Sekoyaların yaşı 3100 dır. Ancak, General hala genç bir ağaç gibi büyümektedir.

Sert ve nemli topraklarda, tam olarak güneşi gören tarafta yetişiyor. Çiçek açması ise 175-200 yılı bulmaktadır. Dünyada olgunlaşmasını bu kadar uzun sürede tamamlayan başka bir bitki yoktur.

Dünyanın En Büyük Ağacı nedir?

Dünya’nın yaşayan en büyük ağacı dev bir sakoya olan General Sherman’dır.
ABD,Kaliforniya’da, Sekoya Milli Parkı’nda bulunmaktadır. Kaliforniya çam ağacı olarakta bilinen dev sekoya (Sequoia gigantea) ağacı oldukça hızlı büyümektedir.

Bu ağacın uzunluğu 84.6 m ve çapı 8.2 m’dir.Ağacın çevresi ise 25.9 m’dir.Ağacın kabuğunun kalınlığı yer yer 60 cm’i aşmaktadır.

Lifli kabuklarında fazla reçine olmaması nedeniyle büyük sekoyalar yangına karşı oldukça dirençli bir ağaç türüdür.

General Sherman en büyük Sekoya olmasına karşın, en yaşlı olan değil.

Bu dev ağaçların yaklaşık ömürleri 1000 ile 3200 yıl arasında değişmektedir.

Sert ve nemli topraklarda, tam olarak güneşi gören tarafta yetişiyor. Çiçek açması ise 175-200 yılı bulmaktadır. Dünyada olgunlaşmasını bu kadar uzun sürede tamamlayan başka bir bitki yoktur.

Al’Aziziyah

Dünyanın en sıcak yeri Libya’da El-Aziziya’dır. En yüksek sıcaklık 58 C’dir.
Dünyanın ortalama sıcaklığındaki değişimler tarih boyunca sadece 10 derece civarınca gerçekleşmiştir. Bu rakam, Hükümetler arası İklim Değişimi Paneli’nin 2007 raporunda açıkladığı, geçen yüzyıldaki 0,74 derecelik artışın son derece yüksek olduğunu gösteriyor.

Üstelik geçtiğimiz 50 yılda ortalama sıcaklıklardaki artış hızı son yüzyıldakinin iki katı. Gelecek iklim projeksiyonlarının ise 2100’lerde dünya ortalama sıcaklığında birkaç derece artış olacağını gösteriyor.
Atmosfere karbon salarak dünyayı en çok kirleten ülkeler, 5,5 milyar ton ile ABD, 2.8 milyar ton ile Rusya ve 1,3 milyar ton ile Japonya gibi sanayileşmiş ülkeler. İnsanın başlattığı karmaşık etkileşimler dünyanın ateşini gerçekten çıkarttı.

Dünyanın en sıcak yeri Libya’da El-Aziziya’dır. En yüksek sıcaklık 58 C’dir.Dünyanın ortalama sıcaklığındaki değişimler tarih boyunca sadece 10 derece civarınca gerçekleşmiştir. Bu rakam, Hükümetler arası İklim Değişimi Paneli’nin 2007 raporunda açıkladığı, geçen yüzyıldaki 0,74 derecelik artışın son derece yüksek olduğunu gösteriyor.Üstelik geçtiğimiz 50 yılda ortalama sıcaklıklardaki artış hızı son yüzyıldakinin iki katı. Gelecek iklim projeksiyonlarının ise 2100’lerde dünya ortalama sıcaklığında birkaç derece artış olacağını gösteriyor.Atmosfere karbon salarak dünyayı en çok kirleten ülkeler, 5,5 milyar ton ile ABD, 2.8 milyar ton ile Rusya ve 1,3 milyar ton ile Japonya gibi sanayileşmiş ülkeler. İnsanın başlattığı karmaşık etkileşimler dünyanın ateşini gerçekten çıkarttı.

Vostock

Şimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.2 derece ile Antarktika Vostok istasyonunda ölçülmüştür.

Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antarktika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklarla da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder.

Dünyadaki buzların yüzde 90′ı güney kutbundadır, buzlar denizin altında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünya üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antarktika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Mermer nedir?

Mermer, metomorfizma olayı sonucunda kalker ve dolomitik kalkerlerin yeniden kristalleşmesiyle meydana gelmiş bileşimdir. Bileşimlerinin %90-98’i CaCO3’ten (Kalsiyum karbonat) oluşmaktadır. Düşük oranda MgCO3 (Magnezyum karbonat) içermektedir. CaCO3 kristallerinden oluşan mermerlerde esas mineral “Kalsit” tir. Aynı zamanda az miktarda silis, silika, feldspat, demiroksit, mika, fluorin ve organik maddeler bulunabilir. Renkleri genellikle beyaz ve grimsidir. Fakat yabancı maddeler nedeniyle sarı, pembe, kırmızı, mavimtırak, esmerimsi ve siyah gibi renklerde de olabilirler. Mikroskop altında incelendiğinde, birbirine iyice kenetlenmiş “Kalsit Kristalleri”nden oluştuğu görülür.

Endüstriyel anlamda “mermer”; kesilip parlatılabilen her cins taş mermer olarak kabul edilmektedir. Taşın cinsi ve içeriği ne olursa olsun büyük ebatta blok elde edilebilme, kesilme ve cilalanma gibi özellikler göstermesi, o taşın mermer olarak kabul edilmesine kafi gelmektedir. Bunlardan granit, diyabaz, lösitli siyenit, fanolit ve serpantinler gibi magmadan türeyen kayaçlar da bu suretle mermer tanımının içine girmektedir.

5 Haziran 2004 tarihli ve 25483 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Kanununda Mermer; II. Grup madenler; Mermer, Dekoratif taşlar, Traverten, Kalker, Dolomit, Kalsit, Granit, Siyenit, Andezit, Bazalt ve benzeri taşlar içerisinde yer almaktadır.

CaCO3’lü magma getiriminin (sıcak kaynak suları) atmosferle temas ettikleri yeryüzüne çıkış yerlerinde çıkış anındaki basınca, suyun sıcaklığına ve içerdikleri madensel tuzların yoğunluğuna bağlı olarak amorf veya çok küçük kristalcikler halinde CaCO3’lü çökelek meydana getririrler. Magma suyunun sıcaklığı çok fazla ve kalsiyum bikarbonat oranı çok yüksek olursa; çökelme hızla meydana gelecektir. Bu şekilde meydana gelen oluşuma traverten çökelmesi denir. Bu taşların hafif veya fazla miktarda bitki sap ve yaprakları ayrıca deniz ve kara canlılarının fosillerini içerenlerine “Kalker Tüfü” denir. Kalker Tüflerine en güzel örnek; dünyada eşsiz olduğu bilinen ve sadece Türkiye’de Kütahya çevresinde çıkartılan üreticisine göre chocolate veya cappuccino adıyla anılan türdür. Travertenler inşaat bakımından önemli kayaçları teşkil ederler. bunlar büyük bloklar halinde uygulandığı gibi, kesmek suretiyle kaplama malzemesi olarak da kullanılırlar.

TRAVERTEN UYGULAMA TÜRLERİ :

Honlama Nedir?

Traverten fayansın yüzeyinin belli başlı aşındırıcılarla yarı mat hale getirilmesine Honlama denir. iyibir honlanmış yüzey saten dokusunu andırır. Ne ışığı yansıtacak kadar parlak, ne de kaba mat bir yüzey.

Cilalama Nedir?

Traverten fayansın yüzeyinin belli başlı aşındırıcı gruplar ile ışığı yansıtacak kadar mükemmel pürüzsüz bir yüzeye ulaştırılmasına cilalama denir.

Fırçalama ( Patinato ) Nedir?

Traverten fayansın yüzeyinin özel aşındırıcı fırçalar ile eskitilmiş bir doku kazanıncaya kadar aşındırılmasına Fırçalama ya da Patinato denir.

Kenar Kırma Nedir?

Traverten fayansın kenarlarının mekanik işlemler sayesinde hafifçe kırılarak antik, eskitilmiş bir doku kazanmasına kenar kırma denir. Fırçalama işlemi ile iyi bir ikili oluşturur.

Eskitme – Tamburlama Nedir?

Traverten ürünlerin çağlar boyunca maruz kalacağı erozyon ve eskimiş görünümünün mekanik yollar ile kazandırılmasına Eskitme veya Tamburlama denir.

Dolgu Nedir?

Travertenin bünyesinde doğal olarak bulunan boşlukların veya gözeneklerin özel çimento veya kimyasal maddeler ile doldurulmasına Dolgu denir.

Cross – Amerikan Kesimi Nedir?

Travertenin tabakalarına parelel olarak yapılan kesime Cross veya Amerikan kesimi denir. Bu tip kesim daha az hareketle ve durağan bir doku görünümü verir. Su yolları görünmez.

Damar – Vein Kesim Nedir?

Travertenin tabakalarına dik olarak yapılan kesime verilen ad’tır. Travertenin tüm doğal güzelliği ve çizgisel yapısallığı göz ününe serilir.

Oniks Mermerler

Magma getirimi CaCO3’lü suyun sıcaklığı oldukça düşük, içeriği bakımından daha fazla madeni tuzlar içermekte ve su miktarı da az ise; çökelme işlemi daha yavaş bir şekilde gerçekleşecektir. Bu şartlarda meydana gelen taş; kristalize, yoğun ve oldukça saydamdır. Bu taşlara onik mermer veya “Su Mermeri” denilmektedir. Genellikle beyaz, kırmızı, sarı ve yeşil renkte olup yarı saydamdırlar. Işık 1-3,5 cm derinliğine geçebilir. Gerçek Oniks; bileşimi silis olan bir Kalsedun taşıdır. Ziynet eşyası olarak kullanılır. Oniks mermeri ise; bünyesi Gerçek Oniks’e az çok benzer olmakla beraber, bileşim olarak CaCO3’ten oluşmaktadır. Kristal taneleri Aragonit’tir

Mermerin sınıflandırılması

Mermerler, oluşum esnasındaki şartlara bağlı olarak farklı mineralojik, kimyasal ve yapısal özelliklere sahip olmaktadır. Buna bağlı olarak, mermerler aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır.

Mineral tanelerine göre

  1. İnce taneli mermer (1 mm)
  2. Orta taneli mermer (1-5 mm)
  3. İri taneli mermer (5 mm )
  4. Büyük taneli mermer(1-2cm

Mineral bileşim ve oranlarına göre

Memmer; %95 kalsit (CaCO3) içerir. Masif yapıda ve taneli dokuya sahiptir. Kuvars ve mika gibi diğer mineralleri içerebilir.

Kalkşist; %60-70 kalsit içerir. Şisti yapıda ve yönlü dokuya sahiptir. Klorit, epidot, mika ve lepidolit gibi diğer mineralleri içerebilir.

Spolen; %80 kalsit içerir. Şisti yapıda ve yönlü dokuya sahiptir. Flaapit, tremotil, diopsit, plajioklas ve gröna gibi diğer mineralleri içerebilir.

Mermer-Skarn; %80-90 kalsit içerir. Masif yapıda ve taneli dokuya sahiptir. Epidot, diopsit, gröna, olivin ve plajioklas gibi diğer mineralleri içerebilir.

Yapı ve dokularına göre

Masif mermer; kompakt görünümlü, ince ve iri tanelidir.

Laminal mermer; renkli şeritli görünümde, ince taneli şeritler farklı mineral veya elementler içerirler.

Şisti mermer; yapraklı yapıda ve önemli miktarda mika içermektedir.

Breşik mermer; tekrar kırılmış ikincil minerallerle dolgulanmıştır. Ana dolgular farklı renk ve mineral içerikli olabilirler.

Jeolojik olarak

Magmatik kayaçlar (Granit, diyabaz, siyenit vb.)

Metamorfik kayaçlar (Hakiki mermerler, rekristalize kireçtaşları vb.)

Sedimanter kayaçlar (Travertenler, oniks mermerler, çakıltaşı (=konglomera) vb.)

Magmatik kökenli taşlar

Gerçekte mermer olmadıkları halde, mermerin endüstriyel tanımı içerisinde değerlendirilen, güzel görünümlü, cila kabul eden ve yeterince büyüklükte blok elde edilebilen magmatik kökenli kayaçlardır. Bileşimlerinde kuvars, hornblend ve diğer silikatlar bulunur. Bu yüzden blok üretimleri, kesilip parlatılabilmeleri oldukça zordur. Fakat diğer mermer cinslerine göre daha dayanıklıdırlar. Granit, diyabaz, lösitli siyenit ve serpantinler Türkiye’de en çok tanınan magma kökenli mermer örnekleridir.

Granit, volkanik bir taştır ve yer kabuğunun diplerindeki erimiş magmanın, milyonlarca yıl yavaş yavaş kristalize olmasıyla, deprem ve erozyonlar sonucunda yeryüzüne çıkmıştır. Granitin ana mineralleri, quartz ve feldspat ile amfibole, piroksen ve mika gibi ikincil minerallerdir. Bu minerallerin dağılımı ve yoğunluğuna göre granitin rengi oluşur.

Granit, yapılarda en çok tercih edilen malzemedir ve bunun nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

Doğal taş içinde doğal granit en sert taş grubudur.

Doğadaki en sert yapı malzemesidir. Sertlik derecesi 6-7 mohs’tur.

Granitte bulunan başlıca mineraller silikat, kuvars ve feldspattır. Silikatlar, limon (sitrik asit), sirke, alkol ve benzeri gibi sıklıkla mutfaklarımızda bulundurduğumuz asidik maddelere reaksiyon göstermezler.

Granit ısıya ve çizilmelere karşı yüksek derecede dayanıklıdır. Granit bir mutfak tezgahı üzerinde rahatlıkla ekmek kesilebilir, sebze de doğranabilir. • Granit tüm taşlar içinde en sert ve en kalın olanıdır.

Diğer taşlarla ve seramikle kıyaslandığında üzerindeki cilayı çok daha uzun süre korur.

Granitte bulunan feldisipat en düşük su emişini gerçekleştirir. (%0,02-0,04) Böylelikle su tezgahtan sızmaz ve malzeme üzerinde leke bırakmaz.

Ultraviole ışınlardan etkilenip renk atmaz, doku ve rengini daima korur,her türlü hava koşuluna son derece dayanıklıdır.

Periyodik bakım gerektirmez,temizliği arap sabunu ile ovarak yapılır ve ilk günki cilasıyla tekrar kullanıma hazır duruma gelir.

Diyabazlar

Yeşil ve yeşilin tonlarında görünüme sahip sert doğal taşlar grubunu oluşturan, derin magma kökenli yarı derinlik kayaçlarıdır. Kimyasal bileşimdeki silis oranı %45-52 arasında değişmektedir. Mineral bileşimleri proksen ve plajioklaslardan oluşmaktadır. Hiçbir zaman kuvars ve K-feldspatları içermezler.

Siyenitler; kabaca “kuvarssız granit” olarak bilinirler. Renkli elemanlarına göre isim alırlar. Biototli siyenit, horblendli siyerit, ojitli siyenit ve lösitli siyenit gibi. Granitlerden kuvarsın azalması ile ayrılan bu taşlar nadiren porfirik dokulu, iri veya ince tanelidirler. ve yumuşak değillerdir…

Serpantinler

Olivin ve olivinli peridotit, gabro ve diyabaz gibi magma kayalarının, suyun tesiri ile hidratlaşmasıyla meydana gelirler. Bazen de dolomitin sıcak SiO2’li sudan etkilenmesinden meydana gelirler. SiO2 içerikleri %45’ den azdır. Renkleri; yeşil, sarımsı, kırmızı, kahve ve siyahımsıdır. Değişik renkler nedeniyle genelde lekeli ve alacalı görünüştedirler. Oldukça yoğun ve serttirler.

wikipedia

Ebu Hanife el-Dinaveri kimdir


Ebu Hanife Ahmed bin Davud Dinaveri veya sadece el-Dinaveri (828 – 896) , astronomi, botanik, metalürji, coğrafya, matematik ve tarih gibi çok çeşitli alanlarda çalışmalarda bulunmuş Kürt kökenli bir Müslüman bilim adamı. Bugün batı İran’da kalan, Dinaver bölgesindendir. İsfahan’da astronomi, matematik ve mekanik, Kufe ve Basra’da ise filoloji ve şiir eğitimi almıştır. 24 Temmuz 896’da doğduğu kent olan Dinaver’de vefat etmiştir.

Dinaveri özellikle de Kitab el-Nebat (“Bitkiler Kitabı”) isimli eseriyle tanınmaktadır. Bu eseri sebebiyle sıklıkla Arap(ça) botaniğinin babası olarak adlandırılmıştır. Eserde Arap notanik gelenekleri, bitki incelemeleri ve bilgisinin yanı sıra Farsî kökenli bitki bilgileri de mevcuttur ve yıllarca botanik alanında standart kitap olmuştur. Alman bilim adamı Bruno Silberberg eserin önemini şöyle anlatır:

“İlmi çalışmaların 1000 sene sonrasında Greklerin botaniği Theophrastus (M.Ö. 372-287) ve Pedanius Dioskorides (M.Ö. 1 yüzyıl)’in eserlerinde özetlenmiştir; oysa Dinaverî’nin kitabı, müslüman ilminin sadece ikinci asrında, Greklerin seviyesine çıkmakla kalmaz, fakat onları çok daha geride bırakır. Dinaverî’nin kendi eserini tasnif ettiği devirde Dioskorides’in kitabının henüz Arapçaya tercüme edilmemiş olduğunu da burada işaret etmek lâzımdır. Şu halde bu eser müslümanların orijinal bir çalışmasıdır…”

Nitekim eser bazı kaynaklarca erken İslam botaniğinin en ünlü eserlerinden biri olarak adlandırılır.

Botanik çalışmalarının yanı sıra Kürt etnik grubu üzerine de çalışmaları olmuş, Kürtlerin atalarını araştıran ilk bilim adamlarından olmuştur. Bu alandaki çalışmalarını Ensab el-Ekrad (“Kürtlerin Ataları”) isimli eserinde toplamıştır. Dinaveri ayrıca matematik ve Kur’an üzerine de birçok eser kaleme almıştır; her ne kadar bu kitapların bilinen hiçbir nüshası çağımıza ulaşmamışsa da başka yazarların çağımıza ulaşan eserlerinde Dinaveri’nin bu eserlerinden çeşitli alıntılar vb. ifadeler yer almaktadır. Kürdistan tabirini ilk kez EBU HANİFE AHMED DİNEVERÎ (820-896) “Ahbar el-Tival” adlı eserindeki haritada kullanmıştır.

Kendisine atfedilen eserlerin bir kısmı aşağıdaki başlıklarda sıralanmıştır.

Matematik ve doğa bilimleri [değiştir]

Kitâb el-Cebr ve’l-mukâbele (“Cebir Kitabı”)

Kitâb el-Nebât (“Bitkiler Kitabı”)

Kitâb-ül-Küsûf (“Güneş Tutulmaları Kitabı”)

Kitâb el-Hisâb (“Aritmetik Kitabı”)

Kitâb’ül-Bahsi fî Hisâb il-Hind (“Hint Aritmetiği Analizi”)

Kitâb’ül-Cem ve’t-Tefrîk(“Aritmetik Kitabı”)

Kitâb’ül-Kıble Ve’z-Zevâl

Kitâb’ül-Envâ (“Hava Durumu Kitabı”)

İslâh’ul-Mantık (“Mantığın Islahı”)

Sosyal ve beşerî bilimler

Ahbâr’üt-Tivâl (“Genel Tarih”)

Kitâb el-Kebîr (bilim tarihinde “Büyük Kitap”)

Kitâb el-Fusâha (“Retorik Kitabı”)

Kitâb’ül-Büldân (“Coğrafya Kitabı”)

Kitâb eş-Şîr ve’ş-Şu’arâ (“Şiir ve Şairler Kitabı”)

Ensâb el-Ekrâd (“Kürtlerin Ataları”).

Şimşek ve yıldırım

Yıldırım, gök gürültüsü ve şimşekle görülen, gökyüzü ile yer arasındaki elektrik boşalmasıdır.

Şimşek, bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışığa denir.

Gök gürültüsü ise, şimşek çakması ya da yıldırım düşmesi esnasında duyulan, patlamaya benzer çok yüksek sestir.

Volkanik patlamalar ve kum fırtınaları esnasında da, toz veya kül bulutu içerisindeki statik elektrik nedeniyle yıldırım oluşabilir[kaynak belirtilmeli]

Dünyanın en soğuk yeri

Güney yarımkürenin en soğuk bölgesi, Antartika’dadır. Bu bölgedeki Rus araştırma merkezi, Vostok İstasyonu, 21 Temmuz 1983′te bölge sıcaklığını -89,2°C olarak rapor etti.

Şimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.2 derece ile Antarktika Vostok istasyonunda ölçülmüştür.

Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antarktika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklarla da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder.

Dünyadaki buzların yüzde 90′ı güney kutbundadır, buzlar denizin altında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünya üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antarktika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.