‘matematik’ kategorisi için Arşiv

Hans Geiger Kimdir?

Perşembe, 06 Ocak 2011
Johannes (Hans) Wilhelm Geiger (30 Eylül, 1882 – 24 Eylül, 1945) bir Alman fizikçiydi. Bilinen en önemli icadları Geiger sayacı ve Atom çekirdeğinin bulunmasını sağlamış Geiger-Marsden deneyidir. (daha&helliip;)

Carl Friedrich Gauss Kimdir?

Perşembe, 06 Ocak 2011
Carl Friedrich Gauss ya da Gauß (30 Nisan 1777 – 23 Şubat 1855), Alman kökenli matematikçi ve bilim adamı. Katkıda bulunduğu alanlardan bazıları; sayılar kuramı, analiz, diferansiyel geometri, jeodezi, elektrik, manyetizma, astronomi ve optiktir. (daha&helliip;)

Ömer Hayyam kimdir?

Cumartesi, 19 Haziran 2010

Doğum :18 Mayıs 1048-İran

Ölüm                :4 Aralık 1131-Fars

Gıyaseddin Eb’ul Feth Ömer İbni İbrahim’el Hayyam veya Ömer Hayyam  Fars, şair, filozof, matematikçi ve astronom.

Hayyam Nişaburludur. Yaşadığı dönemin ünlü veziri Nizamül-Mülk ve Hasan Sabbah ile aynı medresede zamanın ünlü alimi Muvaffakeddin Abdüllatif ibn el Lübad’dan eğitim görmüş ve hayatı boyunca her ikisi ile de ilişkisini kesmemiştir. Bazı kaynaklar; Hasan Sabbah’ın Rey kentinden olduğu Nizamül-Mülk’ün de yaşça Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah’tan büyük olduğunu ve böylece aynı medresede eğitim görmediklerini belirtmektedir. Yine de Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizamül-Mülk’ün ilişki içinde olduklarını inkâr etmemektedir.

Birçok bilim adamınca Bâtıni, Mutezile anlayışlarına dâhil görülür. Evreni anlamak için, içinde yetiştiği İslam kültüründeki hakim anlayıştan ayrılmış, kendi içinde yaptığı akıl yürütmeleri eşine az rastlanır bir edebi başarı ile dörtlükler halinde dışa aktarmıştır.

Çadırcı anlamına gelen “Hayyam” takma adını babasının çadırcılık yapmasından almıştır. Ayrıca İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde bir semte adını da vermiştir. Tarlabaşı bulvarında Sakızağacı ışıklardan başlayıp, Tepebaşı’na kadar inen caddenin adıdır. Hayyam aynı zamanda çok iyi bir matematikçiydi. Binom Açılımını ilk kullanan bilim adamıdır. Hayyam, genelde şiirlerindeki eğlence düşkünlüğünün belirgin olmasından dolayı Rubâileri ile ünlenmiştir.

Geçmişte yaşamış birçok ünlünün aksine Ömer Hayyam’ın doğum tarihi günü gününe bilinmektedir. Bunun sebebi, Ömer Hayyam’ın birçok konuda olduğu gibi takvim konusunda da uzman olması ve kendi doğum tarihini araştırıp tam olarak bulmasıdır.

Rubailerinde, dünya, var oluş, Allah, devlet ve toplumsal örgütlenme biçimleri gibi hayata ve insana ilişkin konularda özgürce ve sınır tanımaz bir şekilde akıl yürüttüğü görülmektedir. Akıl yürütürken ne içinde yaşadığı toplumun ne de daha öncesi zamanlarda yaşamış toplumların kabul ettiği hiçbir kurala bağlı kalmamış, kendinden önce yaşayanların insan aklına koymuş olduğu sınırları kabullenmemiş, bir anlamda dünyayı, insanı, var oluşu kendi aklıyla baştan tanımlamış; bu nedenle de çağını aşarak “evrenselliğe” ulaşmıştır. Ancak unutmamak gerekir ki Hayyam’ın yaşadığı dönem, kendisi gibi çağları aşan ve tarihin gördüğü en büyük düşünürlerden birini yaratacak sosyo-kültürel altyapıya sahipti. Kendi tarihinin belki de en aydınlık dönemlerini yaşayan İslam dünyasında felsefenin hak ettiği ilgiyi gördüğü, Selçuklu saraylarında ise sentez bir Orta Doğu kültürü (Türk-Hint-Arap-Çin-Bizans) oluşmaya başladığı bir dönemde yaşayan düşünür, böylece nispeten yansız ve bilimsel bir öğrenim görmüş, Müslüman fakat felsefeyi günah saymayan bir toplum içinde özgürce felsefe ile ilgilenebilmiştir.

Hayyam, aynı zamanda dünya bilim tarihi için de önemli bir yerdedir. Dünyanın ilk rasathanesini kurmuştur. Günümüzde kullanılan Miladi ve Hicri Takvimlerden çok daha hassas olan Celali Takvimi’ni hazırlamıştır. Okullarda Pascal Üçgeni olarak öğretilen matematik kavramı aslında Ömer Hayyam tarafından oluşturulmuştur. Matematik, astronomi konularında dünyanın önde gelen bilim adamlarındandır. Birçok bilimsel çalışması olduğu bilinmektedir.

Yaşadığı dönemi takip eden yıllar boyunca, İslam dünyasında düşünce ve aklı reddeden bir yapının oluşması, İslam coğrafyasında siyasi iktidar mücadelesi, toplumsal sınıflar arasındaki mücadelelerde iktidarların geniş halk kitleleri üzerinde otoritelerini koruyabilmek adına dini kullanması neticesinde adeta “yobazlığın” iktidara oturtulması; Ömer Hayyam gibi insan

aklına ışık tutmaya çalışmış birçok düşünürün “sapkın” ilan edilmesine, genel anlamda toplumsal eğitim seviyesinin düşmesi nedeniyle de Ömer Hayyam’ın şarap ve zevk düşkünü olarak anlaşılmasına sebep olmuştur. Bu nedenle Ömer Hayyam tüm zamanlarda iktidara muhalif olanlar için bir ilham kaynağı olagelmiştir.

Pek çok Rubai ünü sebebiyle Hayyam’ınkilerine karıştırılmıştır, bilinen kadarıyla Rûbailerinin sayısı 158′dir. Fakat kendisine mal edilenler binin üzerindedir.

Ayrıca Ömer Hayyam için tarihteki ilk bilinen savaş karşıtı eylemci yakıştırması da yapılmaktadır.

Rubailerinin Türkçeye çevirisi farklı birçok çevirmen tarafından yapılmışsa da rubaileri Türk halkına sevdiren çeviri Sabahattin Eyüboğlu tarafından yapılmıştır.

Eserleri

Hayyam’ın eserlerinden 18 tanesinin adı bilinmektedir, çeşitli bilim dallarında birçok eser yazmıştır.

Ziyc-i Melikşahi. (Astronomi ve takvime dair, Melikşah’a ithaf edilmiştir)

Kitabün fi’l Burhan ül Sıhhat-ı Turuk ül Hind. (Geometriye dair)

Risaletün fi Berahin İl Cebr ve Mukabele. (Cebir ve denklemlere dair)

Müşkilat’ül Hisab. (Aritmetiğe dair)

İlm-i Külliyat (Genel prensiplere dair)

Newruzname (Takvim ve yılbaşı tespitine dair)

Risaletün fil İhtiyal li Marifet. (Altın ve gümüşten yapılmış bir cisimde altın ve gümüş miktarının bilinmesine dair. Almanya Gotha kütüphanesinde bir nüshası mevcuttur.)

Risaletün fi Şerhi ma Eşkele min Musaderat(Öklid’in bir probleminin çözülmesi metoduna dair, Hollanda Leiden kütüphanesinde bir nüshası vardır. F. Woepcke fransızcaya çevirmiştir.)

Risaletün fi Vücud (Felsefede ontoloji bahsine dair. Britanya kütüphanesinde bir nüshası mevcuttur.)

Muhtasarun fi’t Tabiiyat (Fizik İlmine dair)

Risaletün fi’l Kevn vet Teklif (Felsefeye dair)

Levazim’ül Emkine (Meskûn yerlerin iklimi ve hava değişikliklerine dair)

Fil Cevab Selaseti Mesâil ve fi Keşfil Hicab (Üç meseleye cevap ve alemde zıtlığın zorunlu olduğuna dair)

Mizan’ül Hikem (Pırlantalı eşyaların taşlarını çıkarmadan kıymetini bulmanın yöntemine dair)

Abdurrahman’el Neseviye Cevab (Hak Teâlâ’nın alemleri yaratmasının ve insanları ibadetle yükümlü kılmasının hikmetine dair)

Nizamülmülk (Arkadaşı olan vezirin biyografisi)

Eş’arı bil Arabiyye (Arabça rûbaileri)

Fil Mutayat (İlim prensipleri)

Kerhi kimdir?

Pazar, 13 Haziran 2010

Kerhi on birinci yüzyılda Bağdat’ta yetişen Ünlü matematik alimi. İsmi Muhammed bin Hasan el-Hasib, künyesi Ebu Bekr’dir. Kerh’te doğduğu için Kerhi nisbetiyle Ünlü oldu. Doğum tarihi bilinmemektedir.

Genç yaşta din ve fen ilimlerini öğrendi. Fıkıh ilmi, İslam hukuku ve matematik alanlarında söz sahibi oldu. Ömrünü Bağdat’ta geçiren Kerhi, kısa bir süre dağlık bölgelerde yaşamış ve bu esnada geometri üzerinde çalışarak, cebiri bu ilimden ayırmaya çalışmıştır. matematik alanında cebir ilmine esaslı hizmetleri ile tanınan Kerhi, 1019 senesinde doğduğu yerde vefat etti.

Ünlü ilim tarihçisi G. Sarton, eserinde Kerhi hakkında; “Avrupa, cebirdeki başarılarının çoğunu Kerhi’ye borçludur. Eserleri 19. asra kadar Avrupa üniversite ve bilim çevrelerinde kullanılan Kerhi; cebir ilminde selefi Harezmi ve Ebu Kamil Şuca gibi alimleri takib ederek, analitik metodları uygulamış ve bu sahada kendine has keşiflerde bulunmuştur.” demektedir.

Geliştirdiği yeni cebir metodları sebebiyle, matematik düşünüşte derinlik ve orijinalite sahibi olduğunu gösteren Kerhi, iki sayının küplerinin toplamının hiçbir zaman küp olamayacağını ortaya koydu. Bu teorem daha sonra Fransız fizikçi P. Fermat tarafından tekrar ortaya çıkarıldı.

Kerhi, diğer taraftan pozitif rasyonel sayıların teoremleri ve onların cebirsel ve geometrik ispatlarıyla Ünlü olmuştu.

Kerhi’nin kuadratik denklemlerin çözümünü hem aritmetik, hem de geometrik olarak ispat metodu, Diophantus’a benzetilir. Ünlü Pascal üçgeninin, Fransız düşünürü Pascal’a ait değil de, Kerhi’ye ait olduğu ve Pascal’dan dört asır önce onun tarafından kullanılıp uygulandığı, El-Bahr fil Cebr adlı eserde açıkça belirtilmektedir. Eser, Yahya bin el-Mağribi tarafından yazılmıştır. Müellif, Kerhi’den aldığı bu metodu eserinde şekillerle izah etmektedir. Pascal bu metodu, İslam alimlerinden, belki de doğrudan doğruya Kerhi’nin eserlerinden almıştır. Fakat o da, diğer Avrupalı bilginler gibi aldığı kaynağın adını ve sahibini belirtmeyerek, kendine mal etmiştir. Kerhi, bu üçgeni zekayı geliştirmek ve ihtimal hesapları yapmak için kullanmıştır. Daha sonra da Yahya ibn el-Mağribi, Tusi ve Kaşi tarafından geliştirilerek, bugünkü modern binom teoreminin temelini tşkil etmiştir.

Eserleri:

Kerhi, matematik alanında pek fazla eser yazmıştır. Fakat bunların çoğu kaybolmuş, ancak az bir kısmı zamanımıza ulaşmıştır. 1) El-Bahr fil-Cebr ve Mukabele: En önemli eseridir. Zamanın veziri Fahr-ül-Melik’e ithaf ettiği eserin, nüshaları Oxford, Paris ve Kahire kütüphanelerinde bulunmaktadır. F. Woepcke tarafından yapılan Fransızca özeti 1852 senesinde yayınlanmıştır. Ömer Hayyam’ın cebir alanında yazdığı eserden sonra, bu dalın en önemli eseridir. Eserin bir özelliği, sayıların ifadesinde rakamlar yerine harflerin kullanılmasıdır.

2) El-Bedi fil-Hisab: Bu eserde Oklid ve Nicomachus tarafından ele alınan sabit noktalar incelenmiş ve cebirsel işlemlere önemli yer ayrılmıştır.

3) El-Kafi fil-Hisab: Eser, fonksiyonların kullanımı hakkında yazılmıştır. Ayrıca aritmetik, cebir ve geometrinin özetleri mevcuttur. Yazma tek nüshası Gotha’da bulunmaktadır. 1878-1880’de A. Heoheim tarafından Almancaya tercüme edilerek, üç fasikül halinde yayınlanmıştır.

4) İnbat-ül-Miyah-ül-Hafiyye: Su getirme hidroliğine ait mükemmel bir eserdir. Kendi hayatına ait notlar yanında, yeryüzü coğrafyası ile ilgili kavramlar da mevcuttur. Topoğrafya aletlerinden ve bunların prensiplerinden bahsetmektedir. Aynı zamanda kuyu ve hidrolik yapıların inşası ve hukuki durumlarını da incelemektedir. Eser, 1845 senesinde Haydarabad’da basılmıştır.

5) Risaletun fi Ba’zetin-Nazariyyat fil-Hisab vel-Cebr, 6) Risaletun fin-Nisbe, 7) Risaletun fi İstihrac-il-Cüzur fis-Sima, 8) Risaletun fil-A’dad-it-Tabi’iyye, 9) Risaletun fil-Cebr, 10) Risaletun fi Muadelat-il-Cebriyye, 11) Risaletun fi Hisabi Mesahati Ba’z-is Sütuh bilinen diğer eserleridir.

Gelenbevi İsmail Efendi kimdir?

Pazar, 13 Haziran 2010

Gelenbevi İsmail Efendi (1730 – 1790) matematikçi.

1730 yılında şimdiki Manisa’nın Gelenbe kasabasında doğan Gelenbevi İsmail Efendi, Osmanlı İmparatorluğu matematikçilerindendir. Asıl adı İsmail’dir. Gelenbe kasabasında doğduğu için ikinci adı onun bu doğduğu kasabadan gelir. Daha çok Gelenbevi adıyla ün kazanmıştır.

Önce, kendi çevresindeki bilginlerden ilk bilgilerini almıştır. Daha sonra, öğrenimini tamamlamak üzere İstanbul’a gitmiştir. Burada, çok değerli ve kültürlü öğretmenlerden yararlanıp matematik bilgisini oldukça ilerletmiştir. Müderrislik sınavını kazanarak 33 yaşında müderris olmuştur. Bundan sonra kendisini tümüyle ilme verip çalışmalarına devam etmiştir.

Gelenbevi, eski yöntemle problem çözen son Osmanlı matematikçisidir. Sadrazam Halil Hamit Paşa ve Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa’nın istekleri üzerine, Kasımpaşa’da açılan Bahriye Mühendislik Okulu’na altmış kuruşla matematik öğretmeni olarak atandı. Bu atama ona parasal yönden bir rahatlık getirdi.

Hakkında şöyle bir öykü anlatılır: ‘Bazı silahların hedefi vurmaması, padişah III. Selim’i kızdırmış ve bunun üzerine Gelenbevi’yi huzuruna çağırarak ona uyarıda bulunmuştur. Gelenbevi bunun üzerine hedefe olan uzaklıkları tahmin ederek gerekli silahlardaki düzeltmeleri yapmış ve topların hedefi vurmalarını sağlamıştır. Gelenbevi’nin bu başarısı padişahın dikkatini çekmiş ve padişah tarafından ödüllendirilmiştir.

Gelenbevi, Türkçe ve Arapça olmak üzere tam otuz beş eser bırakmıştır. Türkiye’ye logaritmayı ilk sokan Gelenbevi İsmail Efendi’dir.

Ayrıca İstanbul Fatih’te adını taşıyan Gelenbevi Anadolu Lisesi bulunmaktadır

İbn Türk kimdir

Cumartesi, 05 Haziran 2010

Cebir’in temelini atan İslam bilginidir.Tarihte Türk lakabını taşıyan nadir Türk bilim adamlarındandır. Harezmi’nin çağdaşıdır. Cebir konusunda yazmış olduğu kitabın ancak küçük bir bölümü bugün elimizde bulunmaktadır. Burada, özel tipler halinde gruplandırılmış ikinci derece denklemlerinin çözümleri, Hârizmi’ninkilerden daha ayrıntılı olarak verilmiştir.

Mesela x² + c = bx denkleminin, diğer denklem tiplerinden farklı olarak iki çözümü olduğunu ayrı ayrı şekillerle göstermiş olduğu halde, Hârizmi bir tek şekil kullanmıştır; ayrıca Abdülhamid ibn Türk, c * (b/2)² durumunda çözümün imkansız olacağını da şekil vererek kanıtlamıştır. Bu nedenle İbn Türk’ün açıklamasının Hârizmi’ninkinden daha mükemmel olduğu söylenebilir.

İbn Türk’ün söz konusu cebir kitabı, Hârizmi’nin ilk cebir kitabı yazarı olma özelliğini şüpheli bir hale getirmektedir, buna rağmen Hârizmi’nin cebir tarihindeki etkisi tartışılamaz önemdedir

İbn-i Heysem

Cumartesi, 05 Haziran 2010

Doğum          :965-Basra Irak

Ölüm               :1038-1040-Kahire Mısır

İbn-i Heysem, tam adı:  Abū ‘Alī al-Hasan ibn al-Hasan ibn al-Haytham, Latince: Alhacen ya da Alhazen), Arap fizikçi, matematikçi ve filozoftur. 965′te Basra’da doğdu, 1038 – 1040 arasında Kahire’de öldü.

Tahsile Basra’da başladı. Zamanının yüksek din ve fen ilimlerini de burada öğrendi. Tahsilinin bir kısmını tamamladıktan sonra, Bağdat’a giderek bilhassa; matematik, fizik, mühendislik, astronomi, metalürji gibi fen ilimlerini öğrenip, şöhrete kavuştu. Öğrendiklerini uygulama safhasına koymak için çok gayret gösterdi. Birçok önemli neticeler ve başarılar elde etti. O zaman cehlin içinde bulunan ve karanlık günler yaşayan Avrupa ile diğer yerlere İslam alemindeki ilim, kültür ve parlak medeniyet ışıklarını sunan binlerce alimden biri de İbn-i Heysem oldu.

İbn-i Heysem’in başarıları diğer memleketlerde duyulunca, Mısır’da hüküm süren Şii-Fatimi Devleti hükümdarlarından El-Hakim kendisini Mısır’a davet etti. İbn-i Heysem, Mısır’a gitmeden önce, Nil Nehri ile ilgili bir sulama projesi ve bazı teknik çalışmalarda bulunmuş, Nil nehrinden nasıl istifade edilebileceğini araştırmıştı. Projesini Fatimi Sultanı El-Hakim’e açıklayınca, sultan projenin gerçekleştirilmesi için ona her türlü yardımı yapacağını bildirdi. İbn-i Heysem, Nil Nehri boyunca ilmi ve teknik incelemelerde bulundu. Yaptığı projelerin başarılı bir şekilde uygulanmasının o günkü şartlarda mümkün olmadığını görünce, hükümdardan af diledi. İbn-i Heysem, El-Hakim’in kendisi hakkında kanaatlerinin değişmesinden korkarak, gözden ırak bir yere çekilip hükümdardan uzak durmaya karar verdi. Gizlice ilmi çalışmalarını sürdürerek birçok eser yazdı. İlim tarihçilerine göre, İbn-i Heysem’in hayatının bu dönemi en verimli ve başarılı devri olmuştur. İbn-i Heysem, Birûni ve İbn-i Sina ile çağdaştı.

İbn-i Heysem, çağının bütün ilimlerinde otoriteydi. Fevkalade keskin bir görüş, anlayış, muhakeme ve zekaya sahipti. Aristo ve Batlemyüs’ün eserlerini inceleyerek hatalarını gösterdi. Bunları özetleyerek Arapçaya tercüme etti. Ayrıca tıp ilminde de derinleşti. Geometriyi mantığa uyguladı. Euclid ve Apollonius’un geometrik ve sayısal metotlarını geliştirdi ve pratik uygulama alanlarını işaret etti. Geometri ve matematiğin inşaatçılık alanında uygulanmasında katkıda bulundu. Eski medeniyetlerden intikal eden matematik, geometri ve astronomiyi tedkik ederek ilmi tenkitlerini ortaya koydu ve bu sahalarda kendi nazariyelerini geliştirerek ilim alemine sundu. Mesela; Aristo ve Batlemyüs’e ait olan dünyanın, kainatın merkezi olduğu şeklindeki görüşleri üzerindeki şüphe ve tereddütlerini ifade etti. Dünya merkezli bir kainat sisteminin kesin olmayacağını, uzayda daha başka sistemlerin de bulunabileceğini ve güneş sisteminin mevcut olduğunu söyledi. Nitekim İbn-i Heysem’den yüzlerce sene sonra önce, İbn-i Şatır ve Batruci sonra Newton ve Kepler, Güneş sistemi nazariyesini kabullenmişler ve yer kürenin bu sistem içinde bulunduğunu söylemişlerdir.

İbn-i Heysem’ın Eserleri

İbn-i Heysem’in yüzü aşkın eserlerinin en meşhur ve geniş muhtevalı olanı Kitab-ül-Menazir’dir. Eser, yedi bölümden meydana gelmiştir.c.ronaldo amauri balotelli krıstıyon amauri balotelli messi amauri maldini ndnnnvm ibni heysem yeti, gözün özellikleri, ışık ve özellikleri, ışığın aydınlatmasının nasıl olduğu, göz ile ışık arasına giren nesneler, gözün anatomik yapısı, gözün faydaları;

İkinci bölümde

Görülebilen şeyler, görülmeyi sağlayan sebepler, görülmenin nasıl olduğu, gözün bu şeyleri birbirinden nasıl ayırt edebildiği;

Üçüncü bölümde

Gözde veya görmede meydana gelen yanılmalar ve bunların sebepleri, gözün yanılmasıyla bilgide meydana gelen yanılmalar, düşünce ve araştırmalarda vaki olacak hatalar;

Dördüncü bölümde

Parlak cisimlerden ışığın yansıması yoluyla gözün bunları görmesi, gözde bunların görüntülerinin meydana gelmesi;

Beşinci bölümde

Görüntülerin, hayallerin yerleri;

Altıncı bölümde

Işıkların eşyadan göze yansıması yoluyla görmede meydana gelebilecek yanlışlık ve hatalar, bunların sebepleri, düzlem aynalarda, küresel tümsek aynalarda, silindirik tümsek aynalarda, konik tümsek aynalarda, küresel çukur aynalarda, silindirik çukur aynalarda ve konik çukur aynalarda ışıkların yansıması ve bütün bunlardan dolayı görmede meydana gelebilecek yanılmaları ve değişik görüntüleri;

Yedinci bölümde

Işınların çeşitli şeffaf cisimlerden geçişi, ışık demetlerinin doğrusal yayılışı, şeffaf cisimlerin içindeki katı cisimlere tesadüf eden ışık huzmelerinin yani demetlerinin kırılıp yansımaları, kırılma olayının incelenmesi ve nasıl meydana geldiği, bundan meydana gelen hatalı görüntüler veya yanlış görme olayları anlatılmaktadır.

İbn-i Heysem’in bu meşhur eseri, ortaçağda beş defa Latinceye çevrilmiş olup, bütün Avrupa üniversite ve ilim merkezlerinde tanınan tek müracaat eseri durumundaydı. Eser, 1572 senesinde Risner tarafından Opticae Thesaurus Alhazeni Arabis Libri ismiyle Latinceye çevrilerek İspanya’nın Bale şehrinde bastırılmıştır. Kemaleddin Farisi isimli bir Müslüman fen alimi bu eseri açıklayarak genişletmiş ve Tenkih-ül-Menazir adını vermiştir. Kitab-ül-Menazir, 1948 senesinde Kemaleddin Farisi’nin yaptığı şerhle beraber Hindistan’ın Haydarabad şehrinde basılmıştır.

İbn-i Heysem’in yazdığı diğer eserlerden bazıları şunlardır

Kitab-ül-Cami’ fimaldini

Usûl-il-Hisab: maldiniMatematiğin esasları ve metodolojisi ile ilgili bu eserinde, matematik, geometri, cebir, geometrik analiz gibi temel konuları izah etmiş, örnek çözümler ortaya koymuştur.

El-Muhtasar fi İlm-il-Hendese: Euclid geometrisinin tedkik ve tenkidine dairdir.

Kitabun fihi Rüdûd alel-Felasifet-il-Yunaniyye ve Ulema-il-Kelam: Eski Yunan filozoflarına ve onlara uyan bazı kelam alimlerine reddiye olarak yazılmıştır.

Kitab-ül-Ezlal: Ay ve güneş tutulmaları hakkındadır.

Risaletün fi Keyfiyet-ül-Ezlal: Gölgenin meydana gelmesi incelenmiştir. Eser, 1907 senesinde Almancaya çevrilerek bastırılmıştır.

Kitabun fi İlm-il-Hendese vel-Hisab; Matematik-geometri ile ilgilidir.

Kitabun fil-Cebri vel-Mukabele.

Makaletün fi İstihracı Semt-il-Kıble fi Cami-il-Meskûneti Bicedavilin: Bütün dünyanın o zamanki yerleşim merkezlerinde kıblenin nasıl bulunacağının hesaplanması ve bunların cetvelleri ile ilgilidir.

Risaletün fi Şerhi İtticah-il-Kıble:balotelli amauri Kıblenin bulunması hakkındadır.

Kitabun fi Hayat-il-alem: Kainatın düzeni ve sistemi hakkındadır. Eser, İspanyolca, Latince ve İbraniceye çevrilmiştir.

Kitabu Hey’et-il-alem,

Risaletün amil-il-Ayni vel-İbsar: Gözün yapısı ve görme olayının incelenmesi hakkındadır.

Şerh-ü Mecisti ve Telhisihi,

Kitabün fi aletiz-Zıl,

Kitab-ut-Tahlili vet-Terkib-il-Hendesiyyin.

Bu eserlerinden başka, Mutezile fırkasına, mantıkçılara ve diğer fen ve ilim erbabına cevaben birçok reddiyeler ile kendisine sorulan fen sorularına verdiği cevapları bildiren risaleleri de vardır. İbn-i Heysem’in fizik, astronomi, güneş ve ay sistemleriyle ilgili o kadar çok eseri vardır ki, bunların bir kısmından bastırılarak hazırlanan kitaplar Hıristiyan ve Yahudi aleminde ders kitabı olarak okutulmuştur. Muhtelif ilim dallarında ortaya koyduğu terimler bugün hala kullanılmaktadır. Astronomideki modern başarıların kaynağı, İbn-i Heysem’in parlak görüş ve teorilerinden kaynaklanmaktadır. Apollo ile Ay’a inen ilk astronotlar, orada gördükleri muhteşem kraterlere önemli adlar verirken, bir tanesini de İbn-i Heysem olarak isimlendirdiler.

HAZİNİ ( ? – 1155 )kimdir

Pazartesi, 10 Mayıs 2010

Asıl adı Abdurrahman El Mansur olan bu İslam bilgini, XI. Yüzyıl sonları ile XII. Yüzyıl’ın başlarında, Horasan’da yaşamıştır. fizik, astronomi ve matematik âlimi. İsmi Abdurrahman el- Mansur el-Hazini olup, künyesi Ebü’l-Feth’tir. Doğum tarihi belli değildir. Türkistan’ın Merv şehrinde yetişti ve 1118 (H.512) senesinden îtibâren tanınıp meşhur oldu. 1155 (H.550) senesinde vefat etti. Bâzan Ebû Ca’fer Ali Hazini adlı başka bir âlim ile karıştırılmaktadır. Ebû Ca’fer Ali el-Hazini de devrinin önde gelen âlimlerindendi ve bilhassa matematik ve astronomi ilimlerinde söz sahibiydi. Ebü’l-Feth Hazini bu zatın kölesi idi. Hâzinî’deki kabiliyeti fark eden Ebû Ca’fer, ona ilim öğrettikten sonra azam etti. Batı ilim dünyasında İbn-ül-Heysem’e (Al-Hazen) denildiği için de Hazini ile karıştırılmaktadır.

Abdurrahman Hazini, doğup büyüdüğü Merv şehrinin ünlü âlimlerinden iyi bir tahsil gördü. Özellikle fizik, astronomi ve matematik ilimlerinde devrinde söz sahibi oldu. İbn-i Heysem ve Bîrûnî’nin eserlerini inceleyip istifade etti. Astronomiye çok önem verdi. Birçok İslâm şehirlerinde kıblenin nasıl bulunabileceği hususunda esaslı çalışmalar yaptı.

Fiziğin dinamik ve hidrostatik konularına ağırlık verip bilhassa hidrostatik üzerine yöneldi. Sıvıların yoğunluğunu ölçme âletini keşfetti. Ayrıca, Bîrûnî’nin kullandığı altı geniş, üstü dar konik bir kap biçimindeki âlet ile cisimlerin sıvılar içindeki sürüklenme mukavemetleri konusunu da inceledi. Birçok katı ve sıvı cismin yoğunluklarını son derece hassas ve bugünkü neticelere yakın bir şekilde tespit etti.

Hazini, kimyasal maddelerin yoğunluk ve özgül ağırlıklarını ölçmek amacıyla icat ettiği hassas terazilerle, kimya bilimine de önemli katkılarda bulundu. Öyle ki, icat ettiği ve “Mizanü’l-Hikme” (Hikmet Terazisi) adını verdiği bu hassas terazi ile yaptığı yoğunluk ve ağırlık ölçümleri, günümüz teknolojisi kullanılarak yapılan ölçümlerden pek farklı değildir:

Madde                Biruni’ye göre            Hazini’ye göre       Modern ölçüm

Altın                                    19.26                      19.05               19.26

Demir                                   7.82                        7.74                 7.79

Bakır                                    8.92                        8.83                 8.85

Yakut                                   3.75                        3.60                 3.52

Zümrüt                                 2.73                         2.62                 2.73

Kuvarts                                2.53                          2.58                2.58

Kalay                                  11.40                        11.29               11.35

İnci                                     2.73                          2.62                 2.75

Beni Musa Kardeşler kimdir

Pazartesi, 03 Mayıs 2010

Abbasi Halifesi Memun devrinde yetişen üç büyük matematik ve fen alimi. İsimleri, Ahmed, Hasan ve Muhammeddir. Halife Memunun sarayında astronomi ilmiyle uğraşan Musa bin Şakirin oğullarıdır. Beni Musa (Musanın oğulları) diye zikredilmektedirler. Bağdatta doğup yetiştiler. Doğum tarihleri bilinmemektedir. Sadece kaynaklarda Muhammedin 873 (H.260) senesinde vefat ettiği bildirilmektedir.

Babaları Musa bin Şakir vefat edince, halife Memun onları terbiye edip, yetiştirdi. İshak bin İbrahim adlı alimi bu üç kardeşin yetiştirilmesine vazifelendirdi. Daha sonra Bağdattaki Beyt-ül-Hikmeye yani ilim akademisine gönderdi. Yahya bin Mansurun yanında ilim tahsil eden üç kardeş, matematik, mekanik, geometri, tıp, fizik ve diğer ilimlerde yüksek dereceye ulaştılar. Kardeşler arasında en büyükleri olan Muhammed, vaktinin çoğunu astronomi ve fen bilgileri ile ilgili araştırmalara verdi. Ayrıca mekanik aletler ile meşgul oldu. İlim dallarının çoğunda meşhur olduğu için ona Hakim-i Beni Musa lakabı verildi.

Ahmed bin Musa, mekanik olarak çeşitli tartı aletleri yanında, yükleri çekmek ve kaldırmakta kullanılan bazı aletler yaptı. Mekanik konuları üzerinde titizlikle durdu. Bu hususta kardeşlerini ve bu sahada uğraşanları geçti.

Ağabeyi Muhammed ile birlikte büyük bir bakır saat yaparak, aynı yüzyılda yaşayanlara örnek oldu. Üzerine ateş yaklaştırıldığında fitili otomatik olarak ortaya çıkan kandiller yaptı. Kandilin fitili ortaya çıkınca yağ da hemen fitilin üzerine yanacak miktarda fışkırıyordu. Rüzgar esse bile kandil sönmüyordu. Ahmed bin Musa ayrıca tarlada sulama yaparken, tayin edilen sulama miktarını aşınca, hemen sinyal veren bir sulama aleti geliştirdi.

En küçük kardeş olan Hasan bin Musa ise, geometri alanında çok başarılı çalışmalar ortaya koydu. Aynı asırda olan alimlerin çözemediği geometri problemlerini kolaylıkla çözdü. Eliptik eğriler üzerine yazdığı ünlü Kitab-üş-Şekl-il-Müdevver vel-Müstatil adlı eseri eliptik geometri konusunda batı bilim dünyasında asırlarca temel müracaat kaynağı oldu.

Beni Musa Kardeşler, Halife Memunun emri ile Sincar mıntıkasında yaptıkları çalışmalar neticesinde, dünyanın çevresini eşit parçalara bölerek, tul hattı (boylam) uzaklığını ölçdüler ve dünyanın çevresini yaklaşık 39.000 km olarak buldular. Bugünkü modern aletlerle yapılan hesaplamalarda dünyanın çevresi 40.000 km bulundu. Bu rakamlar arasındaki çok az fark onların ilimdeki yüksek derecesini göstermektedir.

Beni Musa Kardeşler,Bağdat Köprüsü civarında büyük bir rasathane yaptırdılar. Burada yaptıkları astronomik gözlem ve araştırmaları; sonra gelen İslam alimleri ve batı bilginleri için temel müracaat kaynağı oldu. Ayrıca evlerinde de rasathane vardı.

Bu alim kardeşler, ömürlerini ilmi araştırmalara vakfetmişlerdi. Beni Musanın yaptığı ilmi hesaplamalar dakik ve hassas bir yaklaşım arz ettiğinden, Batlemyüsü ve o asra kadar yapılan hesaplama usüllerini çok geride bırakmıştı.

Onlardan yüz elli sene sonra Biruni, şöyle demektedir: “Musa oğullarının yaptıkları ilmi ve hassas hesaplamalar, son derece güvenilir durumdadır. Bu alimler, ilmi araştırma metodunu tesis ettiler. Zamanlarında yüksek seviyede bir ilme sahip bulunuyorlardı. Kendilerinden sonra gelen ilim adamlarına kalan şey, onların verdikleri rakamların doğruluğunu araştırmaktan başka bir şey değildi.”

Beni Musa, gerçek anlamda ilmi bir atmosfer içinde yaşamışlar ve bu atmosferi güçlendirmişlerdir. Geometri dalında, Yunanlıların hiç sözünü etmediği yeni ve orijinal meseleleri ele almış ve çözmüşlerdir. Otomatik saatler, mekanik aletler, otomatik oyuncaklar, ev alet ve edavatı onların başta gelen buluşlarındandır. Batılılar, bu ve benzeri ilmi gerçekleri görmemezlikten gelmekte ve Müslümanlara karşı; “Sadece beşeri ilimler üzerinde durdular, nazari ve tatbiki ilimleri ihmal ettiler.” iftirasında bulunmaktadırlar. Beni Musa kardeşlerin başarıları ve diğer Müslüman ilim adamlarının nazari ve pratik ilimlerdeki buluşları, ilmi eserleri günden güne ortaya çıkmakta ve iftiracıların sözlerini çürütmektedir.

Beni Musa kardeşlerin yazdığı eserler şunlardır:

1) Kitab-ül-Hiyel: Makina konstruksiyon mühendisliğinin öncülüğünü yapan bu eser, sahasında ilktir. Eserde, üç kardeşin yaptığı mekanik aletlerin şekilleri ve nasıl çalıştıkları izah edilmektedir. Sihirli kaplar, fıskiyeler, kandiller, ayrıca körük ve kaldırma düzenlerinden yüz mevzu anlatılmaktadır. Eserde anlatılan otomatik kontrol sistemleri, teknik yönden mükemmel olup, bugün bile pratikte kullanılmaktadır. Bahsedilen on sekiz otomatik kontrol sistemini, genel olarak üç ana konu etrafında toplamak mümkündür: a) Su kaplarında seviye kontrolü, b) Kandillerde yağ seviyesi kontrolü, c) Yön kontrolü. Kullanılan metodlar yönünden düzenleri; hava kontrollü, valf kontrollü, vana kontrollü ve kanatçık kontrollü olarak sınıflandırılır. Beni Musa kardeşlerin kullandığı valflar, teknik yönden çok gelişmişti.

Modern sistem göz önüne alınarak eser incelendiğinde sistemlerin blok diyagramları ile ifade edilebilen sifon, çift sifon, debi ile kontrol, şamandıralı valf, hazneli şamandıra ile kontrol edilen valf, valflı terazi, hava kontrolü, iki konumlu terazi, kontrol vanası gibi motiflerden meydana geldiği görülmektedir. Ayrıca basınç kontrollü türbin, sifonlu valf, akıtmalı ve kademeli terazi gibi orijinal

motifler de bulunmaktadır.

2) Kitabü Beni Musa fil-Karastur: Terazi tekniği ile ilgilidir.

3) İlm-ul-Eskal: Yüklerin büyüklük, bileşke ve tatbik noktalarını tesbit etme keyfiyetinden bahseden bir eserdir.

4) Kitabu MeSahat-il-Ekr,

5) Kitab-ün-Yahtevi ala Tenkihi Mahrutatı Apdarius,

6) Kitabün fil-Alat-il-Harbiyye,

7)Kitabü Şekl-il-Müdevver vel-Mustatil: Ekliptiklerle ilgili bir eserdir.

8) Kitabü Kıyas-ı Mesahat-il-Musattahati vel-Müstedireti: Bu eser Avrupada, “Hendesede Üç Kardeş” diye bilinir.Latinceye tercüme edilmiştir.

9)Kitabü Hareket-il-Felek-il-Ula,

10)Kitab-uş-Şekl-il-Hendese,

11) Kitabü Cüzi,

12) Kitabün ala Maiyyet-il-Kelam,

13)Kitab-ul-Mahrutat,

14) El-Kitab-ül-Müselles,

15) Kitabü Tekavim-i Menazil-is-Seyyarat: Gezegenlerin uzaydaki faaliyetleri ile ilgili bir eserdir.

Hasan Bin Musa kimdir

Pazartesi, 03 Mayıs 2010

Ahmed bin Musa, mekanik olarak çeşitli tartı aletleri yanında, yükleri çekmek ve kaldırmakta kullanılan bazı aletler yaptı. Mekanik konuları üzerinde titizlikle durdu. Bu hususta kardeşlerini ve bu sahada uğraşanları geçti.

Ağabeyi Muhammed ile birlikte büyük bir bakır saat yaparak, aynı yüzyılda yaşayanlara örnek oldu. Üzerine ateş yaklaştırıldığında fitili otomatik olarak ortaya çıkan kandiller yaptı. Kandilin fitili ortaya çıkınca yağ da hemen fitilin üzerine yanacak miktarda fışkırıyordu. Rüzgar esse bile kandil sönmüyordu. Ahmed bin Musa ayrıca tarlada sulama yaparken, tayin edilen sulama miktarını aşınca, hemen sinyal veren bir sulama aleti geliştirdi.

En küçük kardeş olan Hasan bin Musa ise, geometri alanında çok başarılı çalışmalar ortaya koydu. Aynı asırda olan alimlerin çözemediği geometri problemlerini kolaylıkla çözdü. Eliptik eğriler üzerine yazdığı ünlü Kitab-üş-Şekl-il-Müdevver vel-Müstatil adlı eseri eliptik geometri konusunda batı bilim dünyasında asırlarca temel müracaat kaynağı oldu.

Beni Musa, gerçek anlamda ilmi bir atmosfer içinde yaşamışlar ve bu atmosferi güçlendirmişlerdir. Geometri dalında, Yunanlıların hiç sözünü etmediği yeni ve orijinal meseleleri ele almış ve çözmüşlerdir. Otomatik saatler, mekanik aletler, otomatik oyuncaklar, ev alet ve edavatı onların başta gelen buluşlarındandır. Batılılar, bu ve benzeri ilmi gerçekleri görmemezlikten gelmekte ve Müslümanlara karşı; “Sadece beşeri ilimler üzerinde durdular, nazari ve tatbiki ilimleri ihmal ettiler.” iftirasında bulunmaktadırlar. Beni Musa kardeşlerin başarıları ve diğer Müslüman ilim adamlarının nazari ve pratik ilimlerdeki buluşları, ilmi eserleri günden güne ortaya çıkmakta ve iftiracıların sözlerini çürütmektedir.

Beni Musa Kardeşler, Halife Memunun emri ile Sincar mıntıkasında yaptıkları çalışmalar neticesinde, dünyanın çevresini eşit parçalara bölerek, tul hattı (boylam) uzaklığını ölçdüler ve dünyanın çevresini yaklaşık 39.000 km olarak buldular. Bugünkü modern aletlerle yapılan hesaplamalarda dünyanın çevresi 40.000 km bulundu. Bu rakamlar arasındaki çok az fark onların ilimdeki yüksek derecesini göstermektedir.