Koyunhisar Muharebesi nedir?

Koyunhisar Muharebesi,Bafeus Muharebesi Bapheus Muharebesi, 18 Temmuz ve 27 Temmuz 1302 tarihleri arasında Osmanlı Beyliği ile Bizans İmparatorluğu’nun yaptığı muharebe. Koyunhisar Savaşı Osmanlı Beyliği ve Bizans İmparatorluğu arasında yapılan tarihteki ilk silahlı çarpışmadır. Savaşı Osman Bey yönetimindeki Osmanlı ordusu kazanmıştır.

Savaşın sebebi

Osmanlıların İzmit’e yaklaşmalarından korkuya kapılan Bizans tekfurlarının aralarında anlaşarak Osmanlı Beyliği’ne saldırması.

Savaşın yeri

Koyunhisar Savaşı diye tanımlanan savaş bugün Bursa ili Yenişehir ilçesine bağlı Koyunhisar ya da diğer adı ile Hamidiye köyünün bulunduğu ovada gerçekleşmiştir.

Malazgirt Meydan Muharebesi nedir?

Malazgirt Muharebesi: Giovanni Boccacio’nun De Casibus Virorum Illustrium adlı eserinin Fransızca çevirisinden alıntı

Malazgirt Muharebesi

26 Ağustos 1071 tarihinde, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen arasında gerçekleşen bir savaştır. Alp Arslan’ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Muharebesi, “Türklere Anadolu’nun kapılarını açan temsili savaş” olarak bilinir.
1060’lar süresince Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan Türk müttefiklerinin Ermenistan ve Anadolu’ya doğru göç etmesine izin verdi ve Türkler buralarda şehirlere ve tarım alanlarına yerleştiler. 1068 yılında Romen Diyojen Türklere karşı bir sefer düzenledi, fakat Koçhisar şehrini geri almasına rağmen Türk atlılarına yetişemedi.
1070 yılında Türkler (Alparslan komutanlığında), günümüzde Muş’un bir ilçesi olan Malazgirt’te Manzikert (Bizans dilinde Malazgirt) ve Erciş kalelerini ele geçirdi. Daha sonra Türk ordusu Diyarbakır’ı aldı ve Bizans yönetimindeki Urfa’yı kuşattı. Ancak alamadı. Türk Beylerinden Afşin Beyi de güçleri arasına katıp Halep’i aldı. Alp Arslan Halep’de konaklarken Türk atlı birliklerinin bir kısmına ve Akıncı Beylere Bizans şehirlerine akınlar düzenlemesine izin verdi. Bu sırada da Türk akınlarından ve son gelen Türk ordusundan çok rahatsız olan Bizanslılar tahta ünlü komutan Romen Diyojeni çıkardılar. Romen Diyojen’de büyük bir ordu kurup Konstantinopolis (bugünkü İstanbul)’ten ayrıldı(13 mart 1071). Ordunun mevcudu 200.000 olarak tahmin ediliyor. Okumaya devam et Malazgirt Meydan Muharebesi nedir?

Napolyon Bonapart kimdir?

Fransa İmparatoru ve İtalya Kralı
Hüküm süresi         :1804 - 1814
Tahta geçmesi	     :2 Aralık 1804
Doğum tarihi	     :15 Ağustos 1769
Doğum yeri	     :Korsika, Fransa
Ölüm tarihi	     :5 Mayıs 1821
Mezarı	             :St. Peter's Church
Sonra gelen	     :XVIII. Louis Okumaya devam et Napolyon Bonapart kimdir?

Harp sırasında öldürülen tek Osmanlı Sultanı kimdir?

8 Haziran 1389’da Haçlı Ordusu ile Osmanlı ordusu Üsküp’ün kuzeyinde Kosova Ovası’nda büyük bir meydan muharebesine giriştiler. I. Kosova Savaşı olarak adlandırılan bu muharebede Osmanlı ordusu ile Hristiyan Sırp, Bosna, Eflak, Macar ve Hırvat bağdaşıklık ordusu sekiz saat süren bir çarpışmaya giriştiler. Hristiyan ordusu sonunda büyük bir bozguna uğradı. Muharebe bittikten sonra veya muharebe sırasında I. Murat, Sırp Miloš Obilić tarafından hançerlenerek şehid edildi.
Böylece I. Murat harp sırasında öldürülen tek Osmanlı Sultanı oldu.

30 Ağustos Zafer Bayramı

Anlamı:Türkiye Cumhuriyeti’nde her yıl 30 Ağustos günü Büyük Taarruz’un galibiyetini ve düşman birliklerinin ülke sınırlarını terk ettiğinin sevinci olarak kutlanan Türk milli bayramı

Zafer Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ulusal bayramıdır. Her yıl 30 Ağustos günü kutlanır. Zafer Bayramı, 1922 yılında 26 Ağustos’ta başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni (Büyük Taarruz) anmak için kutlanan bayramdır. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terketmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder.

Zafer Bayramı, ilk defa 30 Ağustos 1923 günü Afyonkarahisar, Ankara ve İzmir’de kutlanmıştır. Resmî olarak Zafer Bayramı ilân edilmesi 1935 yılının Mayıs ayında olmuştur. Zafer Bayramı, tüm yurtta törenlerle kutlanır. Devlet erkânı ve birçok vatandaş, Ankara’da Anıtkabir’i, diğer illerde de anıt ve şehitlikleri ziyaret edip, Mustafa Kemal Atatürk’e, silâh arkadaşlarına ve komutasında savaşmış askerlere şükranlarını sunar. Hemen hemen her yerleşim yerinde, askerî birlikler geçit törenlerine katılır. Ayrıca dış temsilciliklerde de çeşitli kutlamalar yapılır. 30 Ağustos günü, Türkiye’de resmî tatildir.

Her yıl, Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları bu tarihte mezun verir. Tüm subay ve astsubay rütbe değişiklikleri bu tarihte geçerli olur.

Tarihi

23 Ağustos – 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Savaşı’yla Yunan orduları gerilemek zorunda kaldı. Bu uzun zamandır Türk ordularının elde ettiği ilk başarıdır. TBMM tarafından Sakarya Savaşı’ndan sonra Mustafa Kemal’e mareşal ve gazi unvanları verildi. Tarihin bu dönüm noktasından sonra Yunan ordularının topraktan atılma kararı alınır. Sad planı adı verilen tarrruz planı ocak ve nisan aylarında iki kez ertelenir.

Tarruzun hazırlıkları tam anlamıyla ağustos ayında tamamlanır. Batı cephesinin kuzeyindeki ve güney cephesindeki Türk birlikleri, büyük bir gizlilik içinde Kocatepe bölgesine kaydırıldı. İstanbul’daki cephane depolarından silah ve cephane gizlice Anadolu topraklarına getirtildi. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı. Yeni silahlar satın alındı. Orduya taarruz eğitimi yaptırıldı. Gazi Mustafa Kemal’in başkomutanlığını yaptığı Türk ordusu, 26 Ağustos 1922’de düşmana saldırdı. Bir kaç saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos’ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis de vardı. Bu savaş, Atatürk’ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı.

Büyük Taarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra Yunan, İzmir’e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtarılmasıyla Türk toprakları Yunan işgalinden temizlenmiş oldu.

Sarıkamış Harekâtı nedir?

Enver Paşa

Sarıkamış Harekâtı (22 Aralık 1914), I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti ve Rus Hanedanlığı arasında Sarıkamış’da gerçekleşmiş, sonucu Osmanlı Devleti tarafı için büyük bir başarısızlık ile sonuçlanan bir askerî manevradır.

Amacı

1877-1878’deki 93 Harbi, Osmanlı Devleti’nin yenilgisi ile sonuçlanınca Batum savaş tazminatı olarak Rusya’ya verilmişti. Sarıkamış, Kars, Ardahan ve Artvin de Berlin Antlaşması ile Rusya’ya bırakılmıştı. 1914 yılında dönemin Başkomutan Vekili olan Enver Paşa, daha önce yitirilen bu yurt topraklarını geri almak amacıyla 19 Aralık tarihinde “Sarıkamış Harekâtı” planlarını kurmaylarına sundu.

Harekât Güçleri

Tümgeneral Hasan İzzet Paşa

Doğuyu korumakla görevli Üçüncü Ordu dur. Bu harekâtı uygulayacak Üçüncü Ordunun IX, X XI ’inci Kolordular ve 2’nci Süvari Tümeninden oluşuyordu. 3. Ordu karargâhı ve IX Kolordu Erzurum kalesinde yerleşmişti. XI Kolordu Elazığ kalesinde yerleşmişti. X Kolordu Sivas’a konuşlanmıştı.

Üçüncü Ordu

IX Kolordu – Ahmet Fevzi Paşa

X Kolordu – Hafız Hakkı Paşa

XI Kolordu – Abdul Kerim Paşa

2 Süvari Tümeni

Doğu Cephesinde Makineli Tüfek Birliği

Üçüncü Ordunun toplam gücünün 150,000 olduğu yazılsa da bu güce savaşçı olmayan taşıma birimleri, depo alayı, askeri polis ile ulaşıldığı anımsatılmaktadır. Osmanlının savaşa hazır gücü 83.000 düzenli asker, yedekler ve Erzurum Kalesi’nin personeli de içinde 118.000 bin silahlı güç. Bu askere 73 makineli tüfek ve 218 adet top destek vermekte. IX Kolordunun iki tümen hiçbir kış giyimi olmadığı ve sadece kuru ekmek ve erzak için zeytin ile uzun trek bulunmaktadır.

Cephedeki Kafkas ordusu mevcudu 100.000. Sayıca fazla olmamasına rağmen ağır silah, topçu ve donatım bakımından kesin bir üstünlüğe sahiptiler. Bu mevcuda 4 tane olan Ermeni Gönüllü Tugaylarından 2 tugay katılmıştır. Diğer iki tugay İran Cephesinde bulunmaktaydı.

Kars-Sarıkamış

Hazırlık

6 Aralık’ta Enver Paşa ve Otto von Feldmann Yavuz Zırhlısına binerek Trabzon üzerinden Erzurum’a yola çıktı. 13 Aralık’ta Köprüköy’e ulaşılmıştı. Burada 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa ile görüşmüştür. Enver Paşa ve Genelkurmay II. nci Bşk. Albay Hafız Hakkı Bey planı

Allahuekber Dağı Zirvesi

geliştirmişlerdir. Planın amacı Ruslara süratle bir darbe indirerek bir Tanenberg yaratmaktır. Enver Paşa, Rus Kafkas ordusunun zayıf ve özellikle çevirme manevralarına karşı çok hassas olduğunu düşünmektedir. Osmanlı birliklerinin bu zayıflığı kullanmasını amaçlamaktaydı. Tamamen karlarla kaplı, çok yüksek dağlık ve yolsuz bir arazide o günün koşulları altında kış donatımından yoksun yaya ve atlı birliklerle yapılan bu harekât çok riskli idi ama Enver Paşa, başarıldığında Rusların bu cephede varlıklarının yok olmasının bu riske değeceğini hesaplamıştı. Enver büyük başarı için büyük risk almaya karar verdi.

Enver Paşa 3’üncü Ordu Birliklerini Teftişte

Enver Paşa’nın amacı kuzeyden kuşatıcı bir manevra yapılmasıydı. Kısaca XI. Kolordu ve 2. nci nizamiye süvari tümeni düşmanı cepheden karşılayacak, IX. Kolordu Çatak-Pitkir hattından kötek istikametinde, X.Kolordu Oltu üzerinden. Albay Hafız Hakkı Beyin IX. Kolordu Bardız istikametinde düşmanı karşılayacak. Bunlara destek olarak IX. ve X. Kolorduların Sarıkamış Selim-Sarıkamış hattına ilerlemesiyle üç taraftan geniş bir çevirme hareketine dönüşecek ve bu kıskaç altında Ruslar imha edilecekti.

Kâğıt üzerindeki plana nazaran cephede malzeme ve iaşe çok noksandı. Mesela mevcut 6 yıllık iaşesi için 88.000 ton buğday, çavdar ve arpa ihtiyacı olmasına karşın, Ordu ambarında 1.250 ton hububat vardı. Kışa girilmiş olduğu için erzakın gereği gibi taşınması, dağıtılması bir hayli güçtü. Bu güçlükte Rusların Karadeniz’deki donanma üstünlüğünün de payı vardı. Ruslar Zonguldak’ı bombalamak için 10 gemiyle denize açıldıklarında, doğuya erzak götürmekle görevli en büyük üç erzak gemisi Bahriahmer, Bezmialem ve Mithat paşa gemilerine rast gelmiş ve onları da batırmışlardır. Bunun yanında 4.000 tonluk Derne gemisinin yine Ruslar tarafından batırılması da askerin erzaksız kalmasındaki bir diğer önemli etkendir. Bir iddiaya göre de erzakın az olması ve salgın hastalık olması Enver Paşa’nın hemen bir harekâta girişmesine sebep olmuştur.

Atak, 23 – 29 Aralık

22 Aralık, XI Kolordu büyük yürüyüşüne başlar. IX Kolordu Lafsor’a kadar uzanan ilk hedefine ulaşır. X Kolordu oltu batısı-narman hattına zorlukla ulaşır.

Doğu Cephesinde Bir Tabur Karargahı

23 Aralık, XI Kolordu Ruslar in 4. Ermeni Tümeni ile karşılaşır. IX Kolordu Çatak Pitkir hattına ulaşır. IX Kolordu erlerin ikmalini mahallinden yapmaları ve cephaneyi idareli kullanmaları emredildi. IX Kolordu ikmal ve ulaştırma güçlükleri daha ikinci günden başlamış bulunuyordu. X Kolordu Oltu’yu ele geçirmeyi başardı.

Tuğgeneral Hafız Hakkı Paşa

24 Aralık, XI Kolordu düşman karşı taarruzları devam etti. IX Kolordu Bardiz’e vardı. X Kolordu 30 ve 31.nci tümenleri ile kosor istikametinde stomin tugayının peşine takılması, bir tümeni ile Bardiz’a ilerlemesi emredildi. X Kor’nun büyük kısmı ile Kosor istikametinde geniş bir kuşatmaya girişmesi kesin sonuç alınmasında (muharebe gücü toplanmamasına ve geç kalınmasına) ve netice olarak felaketin ana nedenlerinden birisi olmuştur.

25 Aralık, Rus IX Kolordu Sarıkamış’a doğru geriledi. IX Kolordu ikmal ve ulaştırma zorlukları yüzünden asker kaybetmeye başladı. Sahra toplarını beraberlerinde taşıyamaz hale gelmiştir. Enver Paşanın X Kolordu Kosor yolunda olduğunu sanıyordu, ama ağır koşullar altında Beyköy hattında erişmesi ancak Gerçekleşmişti. Beyköy hattında X Kolordu 3000m. yolsuz bir kar çölü olan Allahüekber dağların kendi düşmanını bulmuştu. Doğa her geçen saat X Kolordu kuvvetlerinin erimesine yol açıyordu.

Gerileme, 29 Aralık

Atak kısmında açıklandığı gibi X. ve XI. Kolordu Sarıkamış’a ulaşamadan erimiştir. IX Kolordu tek başına Sarıkamış’a ulaşabilmiştir.

Doğu Cephesinde Kızakçı Bir Keşif Kolu

29 Aralık Sarıkamış’a girebilen 300 kişilik bir IX Kolordu kuvveti de Ruslar tarafından geri atılmıştır. Büyük kayıplar verilmiş ve IX Kor’nun mevcudu azalmıştı. Müteaddit taarruzları başarısızlıkla sonuçlandı.

6 Ocak 1915, 3. Ordu karargâhı ateş altında kaldı. Hafız Hakkı Paşa geri çekilme emri verdi. 7 Ocak, kalan güçleri Erzurum yolundaki yürüyüşü başladı. Ordunun bu atak için görevlendiren güçlerinden sadece 10% başlama pozisyonu geri çekilmeyi başardı.

10 Ocak 1915’te 3’üncü Ordu komutanlığını Enver Paşa Tuğgeneral Hafız Hakkı Paşa’ya devrederek İstanbul’a dönmüştür.

Kayıplar

Donarak Şehit Olan Türk Askerleri

Genelkurmay Başkanlığına göre Osmanlı kayıpları 60.000 ve Rus kayıpları 30.000’dir. Savaşın en hazin kısmı ise Osmanlı kayıplarının birçoğunun Rus’lar ile yapılan çarpışmalarda değil de ağır soğuk hava koşulları yüzünden olmalarıdır. Ruslar; Türklerden 200 subay, 7000 eri esir, 20 makineli tüfekle 30 topu ganimet olarak almışlardır. Bunlar tahmine göre Kırımda domuz çiftliğinde çalıştırılarak ve aç bırakarak ölmüşlerdir.

Sonuçları

Savaştan sonra İstanbul’a dönen Enver Paşa uzun bir süre Sarıkamış Savaşı hakkında herhangi bir haber, bildiri veya yayın yapılmasını engelleyerek sansür uygulamış ve Osmanlı halkı savaşta olup bitenleri uzun yıllar sonra öğrenebilmiştir.

Hilal-i Ahmer Görevlilerinin Karlar Üzerinden Topladığı Şehitler

Harbiye Nazırı Mirliva Enver Paşa ile düştüğü anlaşmazlık yüzünden Irak’a gönderilen ve orada Osmanlı 6. Ordusu komutanı olarak Britanya İmparatorluğu Mezopotamya Ordusunu bozguna uğratacak olan

Osmanlı ve Alman Mareşali Goltz Paşa günlüğüne şöyle yazmıştı: “Kafkasya’da maalesef kendilerini Napolyon Bonapart zanneden ve cahil yetişen birçok adam var. Bunlar, ordularına güçleriyle bağdaşmayan görevler vermişler ve bu yüzden ordularını büyük zarara uğratmışlardır.

Rusların Topladıkları Donarak Şehit Olan Türk Askeri

Ermeni gönüllü tümenleri Rus kuvvetlerinin başarısında önemli etken olmuştur. Bunlar kritik zamanlarda Osmanlı hareketlerine meydan okudu: “Osmanlının gecikmesi Sarıkamış etrafında yeterli kuvvet konsantre etmesi için Rus Kafkasya Ordusuna zaman kazandırmıştır.” Enver Ermenileri suçladı bölgede Rusya ile aktif beraberlikte bulunduklarını söyledi.

Sarıkamış Şehitler Anıtı

1918 Mart ayında Brest-Litovsk Antlaşması ile Sarıkamış ve Kars geri alınmış, ama aynı yılın Ekim ayında Mondros Mütarekesi uyarınca eski sınırlara dönülmüş ve topraklar elden çıkmıştı.