Aşık İhsani kimdir?



Aşık İhsani (d. 1932, Diyarbakır – ö. 21 Nisan 2009, Diyarbakır), halk ozanı.
Aşık İhsani özellikle 1970’lerde oldukça popüler olan halk ozanıdır. Yaşamı Diyarbakır’ın yoksul bir köyünde başlar. Demokrat Parti ile başladığı politik hayatına TİP ile devam eder. Sert ve açık anlatımı ile devrimcilerin ozanı olarak tanınır. İstihbarat arşivlerinde kendi tabiri ile iki elarabası dosyası bulunmaktadır. Okumaya devam et Aşık İhsani kimdir?

Aşık Daimi kimdir?

Aşık Daimi 1932 yılında İstanbul’da doğdu, aslen Erzincan’ın Tercan ilçesindendir. Ali Babaoğullarından Baba Daimi, Birinci Dünya savaşı sıralarında İstanbul’a göç etmiştir. Aşık Dami’nin iki dedesi de saz şairiydi o nedenle saz çalmayı ve söylemeyi kolayca öğrendi. Bir süre sonra da kendi deyişlerini okumuştur. İstanbul’dan ayrılarak bir süre baba diyarında kalan aşık 1950 yılında evlendi iki kızı ile iki oğlu dünyaya geldi. 1962 yılında bir daha dönmemek üzere İstanbul’a yerleşti.

TRT Genel Müdürlüğü’nce açılan sınavı kazandı. O tarihten sonra kaşeli sanatçı olarak görevini sürdürdü. Zaman zaman yurtiçi ve yurtdışında konserler verdi. 17 Nisan 1983 tarihinde aramızdan ayrıldı.

En çok bilinen eserleri: Ne ağlarsın, bir seher vaktinde, seherde bir bağa girdim, …….

Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahim,

Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.

Göklere Erişti Figânım Ahım,

Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.

Daimi’yem Her Can Ermez Bu Sırra,

Gerçek Aşık Olan Erer O Nûra.

Yusuf Sabır İle Vardı Mısır’a,

Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.

Yunus Emre

Yunus Emre (1240 – 1321), Anadolu’da Türkçe şiirin öncüsü olan mutasavvıf bir halk şairi.

Hayatı

Yunus-Emre-Çeşmesi Viyana´nin Türkenschanzpark parkında bulunmaktadır.

Tarihî hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre, Anadolu Selçuklu Devleti’nin dağılmaya ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde küçük-büyük Türk Beylikleri’nin kurulmaya başladığı 13. yy ortalarından Osmanlı Beyliği’nin filizlenmeye başladığı 14. yy. ilk çeyreğinde Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış bir Türkmen hocası, şair bir erendir. Yunus Emre uzun bir süre Hacı Bektaş-ı Veli Dergâhında çile doldurmuş ve dergâha hizmet etmiştir.

Yunus’un yaşadığı yıllar, Anadolu Türklüğünün Moğol akın ve yağmalarıyla, iç kavga ve çekişmelerle, siyasî otorite zayıflığıyla, dahası kıtlık ve kuraklıklarla perişan olduğu yıllardır.13. yy. ikinci yarısı, sadece siyasî çekişmelerin değil, çeşitli mezhep ve inançların, Bâtıni ve mutezile görüşlerin de yoğun bir şekilde yayılmaya başladığı bir zamandır. İşte böyle bir ortamda, Mevlâ’na Celaleddin-i Rumi, Hacı Bektaş-ı Veli, Ahi Evlan-ı Veli, gibi ilim ve irfan kutuplarıyla birlikte Yunus Emre, Allah sevgisini, aşk ve güzel ahlakla ilgili düşüncelerini, her türlü batıl inanca karşı, gerçek İslam tasavvufunu işleyerek Türk-İslam birliğinin oluşmasında önemli vazifeler yapmıştır. Yunus Emre, “Risalem-ün Nushiyye” adlı mesnevîsinin sonunda verdiği;

Söze tarih yedi yüz yediydi

Yunus canı bu yolda fidîyidi

Beytından anlaşıldığı kadarıyla H. 707 (M. 1307–8) tarihlerinde hayattadır. Yine, Adnan Arzı tarafından Bayezıd Devlet Kütüphanesi’nde bulunan 7912 numaralı yazmada şu ifadelere rastlanmaktadır:

Vefât-ı Yunus Emre

Müddet-i ‘Ömr 82

Sene 720

Bu belgeden anlaşılacağı üzere, Yunus Emre, H. 648 (M. 1240–1) yılında doğmuş, 82 yıllık bir dünya hayatından sonra H. 720 (M. 1320–1) yılında ölmüştür.

Doğduğu yer konusundaki tartışmalar Eskişehir’in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy ile Karaman üzerinde yoğunlaşmaktadır. Menakıpnâmelerle şiirlerinden çıkarılan bilgilere göre Babalılardan Taptuk Emre’nin dervişidir. Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgisi Vilayetname’den kaynaklanmaktadır. Yine şiirlerinden tasavvuf yolunu seçtiği, iyi bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Anadolu kentlerini dolaştığı, Azerbaycan ve Şam’a gittiği, Mevlana’yla görüştüğü de bu bilgiler arasındadır.

Ayrıca 1991 yılı UNESCO tarafından Yunus Emre yılı ilan edilmiştir.

Şiiri

Düşünceleri, işlediği konularla Anadolu’da gelişen Türk edebiyatının en büyük adlarından sayılan Yunus Emre, yalnız halk ve tekke şiirini değil, divan şiirini de etkiledi, yaşarlığını çağlar boyu sürdürdü. Hece ve aruzla yazdığı şiirlerinde sevgiyi temel aldı. Tasavvufla, İslam düşüncesiyle beslenen dizelerinde insanın kendisiyle, nesnelerle, Allah’la ilişkilerini işledi, ölüm, doğum, yaşama bağlılık, İlahi adalet, insan sevgisi gibi konuları ele aldı. Çağına hâkim olan düşünüş biçimini ve kültürü konuşulan dille, yalın akıcı bir söyleyişle dile getirdi; kendinden önce yetişmiş İran ozanlarının, çağdaşlarının yapıtlarında geçen kavramlara yeni bir öz, yeni bir deyiş kattı. Bu yanıyla tasavvuf düşüncesini, Alevi-Bektaşi inançlarını zenginleştirdi, kendi adına bağlanan tekke şiirinin Anadolu’daki ilk temsilcilerindendir.

Türbesi

Yunus Emre’nin mezarı olduğu iddia edilen pek çok mezar ve türbe vardır. Bunlar; Eskişehir’in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy; Karaman’da Yunus Emre Camii avlusu; Bursa; Aksaray ile Kırşehir arası; Ünye; Kula ile Salihli arasında Emre Sultan köyü; Erzurum, Duzcu köyü; Isparta’nın Gönen ilçesi; Afyon’un Sandıklı ilçesi; Sivas yakınında bir yol üstü. Ayrıca Tokat’ın Niksar ilçesinde de bulunmaktadır.

Ayrıca, mutasavvıf Niyazi Mısri de Yunus Emre’nin mezarının (veya makamının) Limni Adası’nda bulunduğunu ifade etmiştir. Bunlar arasında bilim adamlarınca tartışma, Karaman ve Eskişehir’deki türbeler üzerine yoğunlaşmışsa da, Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgili menkıbe düşünüldüğünde Aksaray – Kırşehir arasındaki türbenin asıl Yunus Emre türbesi olduğu düşünülebilir.

Eserleri

Yunus Emre’nin şiirleri bu Divanda toplanmıştır. Şiirler aruz ölçüsüyle ve hece ölçüsüyle yazılmıştır.

Risaletü’n – Nushiyye ‘de yazıldığı sanılmaktadır. Eser, mesnevi tarzında yazılmıştır ve 573 beyitten oluşmaktadır. Eser; dinî, tasavvufî, ahlakî bir kitaptır. “Öğütler kitabı” anlamına gelmektedir.