Ammar bin Yasir kimdir?

Ammar bin Yasir en tanınmış sahabelerden biridir. Şii Müslümanlara göre, Ali bin Ebu Talib’i destekleyen (Ali Şiası) Dört Sadık Sahabi’den biridir.

İslam Peygamberi Muhammed ile birlikte Mekke’den Medine’ye hicret eden Muhacir Müslümanlardandır.

İslam öncesi

Ammar, İslam Peygamberi Muhammed gibi ‘Fil’ yılında (570) doğmuştur. Ammar, İslam’dan önce de Muhammed’in arkadaşıydı. Hatice el-Kübra ile evlenmesine vesile olanlardandır. Beni Adiyy kabilesinin kölelerindendi.

Müslümanlığı

Annesi, İslam’ı kabul eden yedinci kişi ve ilk Türk Müslüman olan Sümeyye bint Hayat, babası ise Yasir bin Emir idi. Ammar bin Yasir’in annesi ve babası, Muhammed’in akrabaları ve yakın dostları dışında İslam’ı kabul eden ilk kişilerdi. Putperest dini bırakıp İslam’ı seçmişlerdir. Hicret’ten (622) önceki son yıl içinde, Mekke müşrikleri onlara işkence yapıp onları çarmıha gerdirerek öldürmüşlerdir. Böylece Ammar’ın annesi ve babası, İslam’ın verdiği ilk şehitleriydi.

İşkence

Mekke Müşriklerinden Ebu Cehil, Peygamber Muhammed’in dostlarına işkence uygulardı. Ammar’ın ailesi en çok işkence görenlerdi. Ammar ve Bilal, Ammar’ın annesi ve babasının kaderini neredeyse paylaşacaklardı, ancak Hamza müşriklerin Ammar’ı ve birçok Müslümanı çölde sakladıkları yeri bulmuş ve onları kurtarmak için imdatlarına yetişmiştir.

Ebu Bekir’in hilafeti

İrtidad savaşları esnasında, Ammar, yalancı peygamberlik iddiasında bulunan Müseylime’nin lideri olduğu Yamama Kabilesi güçlerine karşı savaşırken bir kulağını kaybetmiştir.

Ömer bin El-Hattab’ın hilafeti

Ömer, Ammar’ı Kufe (Irak) valiliğine getirmiştir.

Ali bin Ebu Talib’e sadakatı

Ammar bin Yasir, Ali’ye olan sadakatıyla ünlü olup, Şia tarafından Muhammed peygamberin ölümünden sonra onun hilafet hakkını en sadık bir şekilde savunanlardan biri olarak kabul edilmektedir. Bedir gazvesi kahramanlarındandır. Aynı zamanda bazı askeri birliğin komutanlığını yapmıştır.

Ölümü

Sıffin savaşı’nda (657) Muaviye güçleri tarafından öldürülmüştür. Onu öldürenler Ibn Havva Esaksaki ve Ebu el-Adiye idi.

İkrime (radıyallahu anh) anlatıyor: “İbnu Abbas (radıyallahu anh), bana ve oğlu Ali’ye:

“Ebu Said’e gidin, onun rivayet ettiği hadisi dinleyin! dedi. Biz de gittik. Onu, bakımını yapmakta olduğu bir bahçede bulduk.” (Bizi görünce) ridasını alıp sarındı. Sonra bize (en baştan) anlatmaya koyularak, mescidin inşaasını zikretmeye kadar geldi ve:

“Biz kerpiçleri tane tane taşıyorduk. Ammar (radıyallahu anh) ise (biri kendi, biri de Resulullah adına) ikişer ikişer taşıyordu. Resulllah (aleyhissalâtu vesselâm) onu gördü. Üzerindeki toprakları çırpmaya başladı ve:

“Vay Ammar’a! Onu bâği (asi) bir grup öldürecek. Bu, onları cennete çağırır, onlar da bunu ateşe çağırır!” buyurdu.”

Ebû Hüreyre’den rivâyete göre, Rasûlullah şöyle buyurmuştur: “Müjde sana ey Ammâr, azgın bir gurup (Muaviye ve taraftarları) tarafından öldürülüp şehît olacaksın.”