Kifayetsiz muhterisi nasıl tanırsınız?

 

 

  1. “kifayetsiz muhterisler” her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler ve daha yukarılara çıkarlar.
  2. Gücünü delegasyon bahanesinden alır. Ekibinin orkestra şefi havalarına girer.
  3. Çok gürültü patırtı eder, çok şey yapıyormuş havası estirir. Koridorlarda hızlı hızlı, düşünceli edayla yürür.
  4. “Beşer şaşar” diye düşünür. Ama genellikle şaşan beşer başkası değil, kendisidir.
  5. Ne olursa olsun, hazırlıklıymış, olacakları önceden biliyormuş gibi davranır.
  6. Üstlerine karşı son derece kibardır; altındakilere (özellikle de en çok ihtiyaç duyduklarına) kötü muamele eder.
  7. İktidar ilişkileri ve göstergeleri onun için çok önemlidir.
  8. Astlarına kimin üst olduğunu hatırlatmayı sever.
  9. İlk denemede başarılı olamazsa, başarısızlığının belgelerini yok etmeyi unutmaz.
  10. Talimatlarını post-it ile, e-postayla verir böylece astlarıyla yüzleşmekten kaçar.
  11. Toplantılarda son sözü mutlaka o söyler, gerekirse başkasının sözünü tekrarlamak pahasına.

Osmanlı İmparatorluğu’nda Kölelik Nedir?

Osmanlı’da kölelik kurumunun mevcudiyetiyle birlikte, Müslüman Türklerde Batı toplumlarına benzer, sınıf ayrımına dayalı bir kölelik sisteminden söz etmek mümkün değildir.

Osmanlı’da kölelik vardı, fakat köle Osmanlı topraklarından alınamazdı. Kölelik devamlılık arz eden bir nitelik taşımıyordu. Azad edilip hürriyetine kavuşarak devlet kademelerinde görev alabilirdi. En önemlisi; köylüler hür olup, Avrupa’da feodalizm çağlarında hüküm süren sisteme benzer bir serflik (toprağa bağlı kölelik) düzeni kendisine Osmanlı topraklarında kesinlikle yer bulamamıştır.

Osmanlı’da devşirme sistemi

Osmanlı’nın kurucusu Osman Bey dönemine baktığımızda, gerek saray hizmetlerinde gerekse orduda köle kullanımının pek de yaygın olmadığı görülmektedir. Kölelerin saraya hizmetli olarak istihdam edilmeleri ve özellikle cariyelerin sarayın devamlı üyeleri haline gelmelerinin başlangıç noktası olarak Orhan Bey dönemi kabul edilebilir.

Osmanlı İmparatorluğu kölelik sistemini Ortadoğu İslam devletlerinden alarak, zaman içerisinde kendi toplum ve devlet hayatına adapte ve bütünleşmiş etmiştir. Köleler başta saray olmak üzere, devlet ve ordu hizmetinde yoğun olarak kullanılmıştır. Osmanlı sarayında haremin ayrı bir kurum olarak ortaya çıkması II. Mehmed (Fatih) dönemine rastlar. Harem, cariyelik sisteminin kurulup gelişmesinde ve rağbet görmesinde en büyük etken olmuştur. Cariyelik kurumuyla birlikte Osmanlı padişahları Türk kızlarıyla evlenme geleneğini terk ederek daha ziyade cariyelerle evlenme yoluna gitmişlerdir. Kanunî Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan ile evlenmesiyle başlayan cariyelerle evlenme geleneği, II. Osman (Genç) tarafından kaldırılmaya çalışılmışsa da, trajik sonu Genç Osman’ın bu geleneği kaldırmasını engellemiş ve halefleri cariyelerle evlenmeye devam etmişlerdir.

İlk adımlarını saray içerisinde atmış olan kölelik sistemi, orduda da işletiliyordu. Selçuklu Devleti döneminde görülen gulam sistemi, 1362’de kabul edilen Pençik Kanunu neticesinde Osmanlı İmparatorluğu’nda Acemi Oğlanlar adı altında vücut bulmuştur. Pençik sistemini I. Murat başlatmıştır. Fetihlerde ele geçirilen esirlerin bir bölümü acemi teşkilatına alınıp ordu için yetiştirilirken, diğer bir bölüm de devlet hizmetinde görev almaları amacıyla eğitilmek üzere saraya gönderiliyorlardı. Saraya ayrılanlar; Edirne Sarayı, Galata Sarayı ve At Meydanı’ndaki İbrahim Paşa Sarayı’nda eğitiliyorlardı. Bosnalı Müslümanlar ise doğrudan saray hizmetine alınıyorlardı.

Devlet hizmetinde kullanılan kölelerin yanı sıra; konak, köşk ve çevrelerinde de kölelik görülmekteydi. Halkın daha alt tabakalarına inildiğinde ise köleliğin pek de rağbet görmediğine şahit olmaktayız. Genel İslâm ahlâkına uygun olarak, efendilerin kölelerine iyi muamele etmeleri gerekmekteydi. Efendiler kölelerine genelde birer ana – baba gibi davranır, onların her türlü ihtiyacıyla ilgilenir ve iyi yetişmeleri için ellerinden geleni yaparlardı. Köşk – konak çevrelerinde, kadın köle olan cariyeler odalık olarak alınırken, erkek köleler daha ziyade fizikî güç gerektiren ayak işlerinde çalıştırılırlardı. Okumaya devam et Osmanlı İmparatorluğu’nda Kölelik Nedir?

Harem Nedir?

Kızlarağası Haremağalarının Amiri
Harem lûgatte korunan, mukaddes ve muhterem yer anlamına gelir. Ev, konak ve saraylarda genellikle iç avluya bakacak bir şekilde planlanan, kadınların yabancı erkeklerle karşılaşmadan rahatça günlük hayatlarını sürdürdükleri kısımdır. Burada yaşayan kadınlara da harem deniyor olması, İslamiyet’in bu bölümlere, özellikle hane kadınlarıyla belirli bir kan bağı dışında kalan erkeklerin (nâmahrem) girişini yasaklamasından kaynaklanır.
Fakat Batı’daki Doğubilimcilerin haremden anladığı ile Müslüman ülkelerdeki harem anlayışı ve yaşayışı arasında ciddi farklılıklar vardır.Doğu’da harem, hanede ailenin yaşadığı, yabancıların alınmadığı kısımken, Batı’da sadece kadınların yaşadığı ve erkeklerin sahibi olduğu bir zevk ve sefa mekânı olarak düşünülmektedir. Bu görüş birçok ressamın Doğu hakkındaki masallardan etkilenerek yaptığı tablolarla desteklenmiş, Batı’da adeta bir dogma (asla değişmeyeceği kabul edilen mutlak değerler) halini almıştır. Okumaya devam et Harem Nedir?