İbn-i Ebi Usaybia kimdir

Onüçüncü yüzyılda yetişmiş ve İslâm aleminde tanınmış en meşhur tıp alimlerinden. İsmi, Ahmed b. Kasım es-Sadi el-Hazreci, künyesi Ebü’l-Ab-bas, lâkabı Muvaffaküddin’dir. Kendisi gibi tabip olan dedesinin lâkabı olan İbn-i Ebi Usaybia adıyla meşhur oldu. Babası ve amcası da devrin ileri gelen tabiplerindendiler. Meşhur eseri Tabakat-ül-Etibba’da kendi hayatı hakkında biraz bilgi bulunmaktadır. Bu bilgiye göre, 1203 senesinde Kahire’de doğmuş, 1269 senesinde Şam’da vefat etmiştir.

Büyük bir kabiliyete sahip olan İbn-i Usaybia, Maristan-ı Nuriyye’de tıp ilmini öğrendi. Ruhbi, Külli, İbn-i Baytar ve Dahvar gibi büyük hekimler den tıp dersleri aldı. Ayrıca İbn-i Baytar ile beraber botanikle ilgili çalışmalan oldu. Daha sonra Kahire’deki Naşiri Hastanesi’nde göz doktorluğu, 1237 senesinde Sarhad’da, Emir İzzedinile Aydemir’in özel doktorluğunu yaptı.

Zengin bir kütüphanesi bulunan Ümran bin Sadaka’nın kütüphanesinden istifade etti.

Kahire’de Sadid bin Ebi’l Beyan’ın derslerinden faydalandı.

Bir taraftan mesleği ile ilgili çalışmalarına devam ederken, diğer yandan Tabakat-ül-Etibba adlı eserini yazdı. Tıp bilginlerinin biyografilerini veren bu eser, aynı zamanda fizikçi, filozof, astronom ve matematikçilerin de hayatlarını anlattığı için, vazgeçilmez bir kaynak olarak günümüze kadar kullanılmıştır.

Daha çok tıp tarihiyle ilgili olan bu eser, sahasında tektir.

İbn-i Ebi Usaybia, eserini 1242 senesinde bitirdiği halde, esere ölümün den bir sene öncesine kadar çeşitli ilavelerde bulunmuştur.

Ne İbn Nedim’in ve ne de İbnü’l-Kıfti’nin eserleri ona yetişebilmişlerdir.

Dört yüz kadar doktorun hayatına yer verilen bu eserde ayrıca, Hint ve Yunan tıbbı ve doktorları hakkında da bilgi verilmiştir.

Eser, İslâm aleminin ilmi ve sosyal durumu hakkında da geniş bilgiler vermektedir.

Bu bakımdan, büyük İslâm tarihçilerinin umumi tarih alanında yazdıkları bilgileri tamamlayıcı durumundadır.

Tabakat’ül Etıbba veya Uyun’ül Enba’nın en faydalı taraflarından biri de, günümüzde kaybolmuş bir kısım eserlerden bazı parçaları içine almasıdır. Meşhur Yunan hekimi Galen, Müslüman doktorlardan Huneyn ve oğlu İs-hak’ın, Cebrail bin Bahtişu gibi doktorların eserlerinden bölümler aktarılmıştır.

Eser, son derece sağlam kaynaklara, vesikalara dayandırılmıştır. Doktorların hayatları hakkında verdiği bilgiler şüphe edilmeyecek derecede doğru ve sağlamdır.

İbni Ebi Useybia, doktorların hayatlarına yer verdiği her bölümün sonuna, faydalandığı kaynaklan yazmayı da ihmal etmemiştir. Doktorların büyük ilmi faaliyetleri, ulaştıkları hayrete şayan bilgiler de doğru bir şekilde anlatılmıştır.

Bugün Avrupa’da İslâm tababeti (doktorluk) hakkında iki eser yazılmıştır.

Bunlardan birisi Almanca olarak Wüstenfeld, diğeri de Fransızca olarak Leclerc tarafından kaleme alınmıştır. Her iki eser de İbni Ebi Useybia’nın Uyun’ül Enba’sına dayandırılmaktadır.

Reiske, Sanginetti, Hamit Vali Efendi gibi birçok bilginler, bu kitabı haşiye (dipnot)lerle tercüme etmeye çalıştılar, fakat birkaç sayfa yapıp bıraktılar. Halbuki umumi Doğu Tarihi yazan doktor ve tarihçilerin böyle bir tercümeye şiddetle ihtiyaçları bulunmaktadır.

Uyun’ül Enba fi Tabakat’il Etıbba, A. Müller tarafından 1882’de Kahi re’de ve bir önsöz ile 1884’te de Königs Berg’de iki cilt halinde neşredilmiş tir.

Bunlardan başka İbni Ebi Useybia’nın tıbla ilgili fıkra, kendisinin ve hocalarının hastanelerdeki deneylerinin oldukça değerli bir vesikası durumun da olan “Kitab’ül Hikâyat el-Etıbba fi İlacat et-Edva” ve “Kitab’ül İşâbat el-Müneccim” iki eseri bulunmaktadır.

Aynca tecrübelerinden bahseden “Kitab’üt Tecarib ve’l Fevaid” adlı bir eseri daha vardır ki, bunu tamamlayamamıştır.

İbn-i Ebi Usaybia’nın bundan başka tıbba ait eserleri şunlardır:

l- Kita-bu Hikâyati’l-Etibba fi İlacati’1-Edva,

2- Kitabu İsabatü’l-Münccim,

3- Ki-tab’t-Tecaribve’1-Fevaid (bu eserini tamamlayamamıştır).

İbni Cessar Kimdir

Tunuslu Müslüman doktor olup cüzzam hastalığını teşhis ederek tedavisini yaklaşık bin yıl önce bulmuştur. Onca kitaptan ve seyahatlerinden edindiği bilgileri, cüzzamın sebep ve tedavileriyle ilgili olan ‘Fakirler İçin Seyahat Kitabı’ adı altında toplamış, tıp tarihinde bir çığır açmıştır.

Bu kıymetli kitapta ayrıca yolculuk esnasında sık sık karşılaşılan hastalıkların sebeplerini, teşhis ve pratikte uygulanabilecek tedavi yöntemlerini açık bir dille anlatmıştır.

Tıbbî uygulamaları ve verdiği eserlerle kısa sürede aranan hekimler arasına giren Cessar’ın kitapları çok geçmeden Latince, Yunanca ve İb-ranice’ye çevrildi. Fakat mütercimlik yapan Konstantin isimli bir kitap korsanı, bu eserleri bir güzel yürütüp ‘Viaticum’ adıyla kendine mal etti. Daha sonra kendisini sevmeyen Demetrius isimli Sicilyalı mütercim tarafından bu hırsızlık ortaya çıkarıldı. Kitabın korsan baskısını yaparken enselenen Konstantin’in zaptiyeler tarafından götürülürken “Eğitim şart!” diye bağırdığı kafadan atılmaktadır.

Gittiği ülkelerde karşılaştığı tüm hastalıklara teşhis koyup tedavilerini bulan İbni Cessar, 1009 tarihinde vefat etmiştir.

10. yy sonlarında ayrı bir tedavi uyguluyordu. Özel yerlerde tedavi edip bulaşmayı engellerdi. Hâlbuki Avrupa’da cüzamlılar ıssız adalara terk edilirlerdi. Bu doktorun ceylan derisine yazdığı yazılar 12,500 kiloyu bulur. Kitaplarının ağırlığı 10 ton kadardır. 1000’li yıllardı. Öteden beri insanları kasıp kavuran, yüzlerce, binlerce kişinin ölümüne sebep olan, salgın bir hastalık vardı. Bu hastalığın deride bir takım urlar meydana getiriyor, yer yer kangrenlere sebep oluyor. Hastanın vücudunu kemirip harap ediyor, ölümlere yol açıyordu.

Cüzamlıların ölümle baş başa olduğu devirde bir Müslüman doktor çıktı. Bu dehşetli hastalığın teşhisini yaptı, sebeplerini inceledi ve tedavi şekillerini gösterdi. Ve bütün bildiklerini ilim dünyasının faydalanabileceği bir kitapta topladı.

Abdullah bin Ahmed el-Baytar Kimdir

İbn el-Baytar (veya İbn Baytar, İbni Baytar), tam künyesi ile Ebu Muhammed Abdullah bin Ahmed bin el-Baytar ( ? – ö. 1248) Arap bilim adamı, botanikçi, eczacı ve hekim. Endülüs’ün en önemli bilim adamlarından olan İbn Baytar, İslam’ın Altın Çağı’nın ve Müslüman Tarım Devrimi’nin en büyük eczacı ve botanikçilerinden biri sayılmaktadır.

Hayatı

Málaga isimli Endülüs şehrinde 12. yüzyılın sonlarında doğan İbn Baytar, Málaga’lı botanikçi Ebu Abbas el-Nebati’den botanik dersleri almış ve hocasıyla birlikte İspanya ve İspanya yakınlarından bitki örnekleri toplamaya başlamıştır. El-Nebati o dönemlerde bilimsel bir yöntemin temellerini atmıştı; testlerde ampirik ve deneysel teknikler kullanıyor, birçok tıbbî malzemeyi (materia medicayı) saptıyor ve tanımlıyor, gerçek deneyler ve gözlemler sonucu ulaşılan bilgilerle doğrulanmamış bilgileri ayrı ayrı kategorize ediyordu. Nitekim benzeri bir yöntem de İbn Baytar tarafından daha sonra kullanılmıştır.

1219 yılında İbn Baytar, İslam topraklarının her yöresinden bitki örnekleri toplamak amacıyla Endülüs’ü terk etti. Afrika’nın kuzey sahilinden Anadolu’ya kadar yol almış, Bugia (bugün Bejaia), Konstantinopolis (bugünkü İstanbul), Adalia (bugünkü Antalya), Tunus, Trablus gibi yerleri gezmiştir. 1224 yılından sonra Eyyubi sultanı el-Kamil’in yanında baş şifalı bitki uzmanı olarak çalışmaya başlamış, sultan Şam’a kadarki bölgeyi kontrolü altına alınca onunla birlikte bölgeye giderek Suriye’den de bitki örnekleri toplama fırsatı bulmuştur. Şam’da 1248 yılında vefat etmiştir.

Eserleri

Kitab el-Cami’fi el-Adviyye el-Müfredah

İbn Baytar’ın baştapıtı Kitab el-Cami’fi el-Adviyye el-Müfredah isimli eseridir. Eser uzun bir süre önemli bir botanik otoritesi olma özelliğini kaybetmediği gibi, eczacılık açısından da büyük önem taşımıştır; zira eserde, yaklaşık 300’ü tamamen kendi keşfi olan, en azından 1400 farklı bitki, ve ilacın ansiklopedik tanım ve tarifleri yer almaktadır. Eser 1758 yılında Latince’ye çevrilmiş, 19. yüzyıla kadar Avrupa kullanılmaya devam edilmiştir. Eser ayrıca kendinden önceki 150 kadar Arap, 30 kadarsa Yunan müellife referans içermektedir.

Huneyn Bin İshak kimdir

Dokuzuncu yüzyılda Irak’ta yetişen ve fen ilimlerinin birçok sahasında tercüme yapan, eser yazan âlim. Künyesi, Ebu Zeyd’dir. 810 (H.194) senesinde Fırat kıyısındaki Hire kasabasında doğdu. 873 (H.260) senesinde Bağdat’ta vefat etti.

Huneyn bin İshak’ın babası eczacıydı. Babasının laboratuarındaki malzeme ve âletler, Huneyn bin İshak’ta ilme karşı bir ilgi uyandırdı. Basra’ya gidip, meşhur dil âlimi Hâlid bin Ahmed’den Arap dili ve edebiyatını öğrendi. Asıl arzusu tabip olmaktı. Bu yüzden Bağdat’a giderek, Yahya bin Maseveyh ve başkalarından tıp ilmini tahsil etti. Ayrıca Yunanca, Süryanice ve Farsçayı öğrendi. Hocası gibi meşhur bir tabip olmak istiyordu. Bunun için Anadolu’ya giderek eski doktorların eserlerini asıllarından okuyup inceledi.

Bağdat’a yerleşen Huneyn bin İshak’ı, halife, tercüme divanına reis tayin etti. On yedi yaşında tıb dersleri vermeye başladı. Yorulmadan çalışmaları tıb alanında söz sahibi olmasına ve halife Mütevekkil’in özel doktorluğuna kadar yükselmesine sebep oldu.

Huneyn bir İshak, tıbbın göz sahasında meşhur oldu. Gözle ilgili eseri, sahasında en kıymetli eserler arasında yer aldı. Bu alanda ilk eser verme şerefi Huneyn bir İshak’a ait olup, tıptaki bilgisi, devrine göre en üst seviyedeydi.

Huneyn bin İshak, tabipliği yanında tercümeciliğiyle de tanındı. Bu faaliyetlere, halife Me’mun zamânında başladı. 856 senesinde Mütevekkil’in Bağdat’ta kurduğu tercüme mektebi ile kütüphanesinin idare işlerini yürüttü. Bu zaman içinde Yunanlı tabip Galen’in (Kalinos’un) eserlerinin hepsini Arapçaya tercüme etti. Halife, yaptığı her tercüme kitaba ağırlığınca altın verdi. Lisana son derece hâkim olduğu için yaptığı tercümeler sıhhatli ve güvenilirdi.

Huneyn bin İshak, yüze yakın eser yazdı. Bu eserlerinden bazıları şunlardır:

1. El-Aşr (Makâlât fi’l-Ayn): Göz hakkında yazılan en eski eserdir. Eser, 1926 senesinde İngilizceye tercüme edilmiştir. Daha sonra Max Mayerhof Almancaya çevirmiştir.

2. Kitâb-ül-Methal fit-Tıb: Bu eser sorulu-cevaplı şekilde kaleme alınmıştır. Eser, Galen’in Ars Parva adlı kitabına, yazdığı bir girişten ibarettir.

3. Kitâb-ül-Mevlûdîn: Tabiat ilimleri hakkında bir eserdir.

4. Tarih-ul-Âlem vel-Mebde vel-Enbiya vel-Mülûk vel-Ümem: Kendi devrine kadar olan tarihi ihtiva eder.

5. El-Füsûl-ül-Ebukrâtiyye: Tıb ilmine dair matbu bir eserdir.

6. El-Kavl fî Hıfz-il-Esnân ve Istıslâhihâ: Diş sağlığı hakkındadır. Bilinen tek nüshası Şam’daki Zâhiriyye Kütüphanesindedir.

7. Ed-Dav’ü ve Hakîkatuhu: Işınların mahiyetine dairdir. Süryanice yazılan bu eser, Kayyum bin Hilâl tarafından Arapçaya tercüme edilmiştir.

8) Et-Teşrih-ül-Kebir,

9) El-Mesâil fil-Ayn,

10) Methal ilâ ilm-ir-Rühâniyyât,

11) El-Mesâil fit-Tıb lil-Müteallimîn,

12) El-Kuvel Eğziyefî,

13) Tedbir-ul-Esihha.

Huneyn bin İshak’ın göz hakkındaki eserini 18. asra kadar, batılı tabipler elkitabı olarak kullanmışlardır. Göz alanında ciddî eserler kaleme alan Ali bin İsa ve Ammâr, çalışmalarında Huneyn bin İshak’ın bu eserinden faydalanmıştır. Eseri Lâtinceye tercüme eden batılı tabip Konstantin, kendisine mal etmeye kalkıştı. İlmî ahlâkla bağdaşmayan bu durum Demetrius tarafından açığa çıkarıldı. Konstantin’in kitabını inceleyen Demetrius, eserin Huneyn bin İshak’ın eserinin tercümesi olduğunu ortaya koydu.

İbn-i Sina kimdir

Doğum :Ağustos 980-Hermisan yakınındaki Afşana

Ölüm :21 Haziran 1037-Hamedan

Etnik köken :Fars

İbn-i Sina (tam adı Ebu Ali el-Hüseyin ibni Abdullah ibn-i Sina el-Belhi),

Samanoğulları sarayı kâtiplerinden Abdullah Bin Sina’nın oğlu olan İbn-i Sina (Batı’da Avicenna adıyla tanınır), babasından, ünlü bilgin Natili’den ve İsmail Zahit’ten ders aldı. Geometri (özellikle Eukleides geometrisi), mantık, fıkıh, sarf, nahif, tıp ve doğabilim üstüne çalışmalar yaptı. Farabi’nin el-İbane’s aracılığıyla Aristoteles felsefesini ve metafiziğini öğrenip, hastalanan Buhara prensini iyileştirince (997) saray kütüphanesinden yararlanma olanağına kavuştu. Babası ölünce, Cür-can’da Şiraz’lı Ebu Muhammed’ten destek gördü (Tıp Kanunu’nu Cürcan’da yazdı). Çağında tanınan bütün Yunan filozoflarının ve Anadolu doğacılarının yapıtlarını incelemiştir.

Metafizik

İbn-i Sina gazili kendisinden önceki filozofların görüşleri ile kelamcılarınkini uzlaştırmaya çalışmış, Aristoteles’in metafiziği ile kelamcıların ve yeni eflatuncuların düşüncelerini birleştirerek yeni bir bireşim ortaya koymuştur. İ

bn-i Sina’ya göre metafiziğin temel konusu, “vücudu mutlak” olan Allah ile yüce varlıklardır. Vücut (var olan) üçe ayrılır: Olası varlık ya da ortaya çıkan ve sonra yok olan varlık; olası ve zorunlu varlık (tümeller ve yasalar evreni, kendiliğinden var olabilen ve bir dış neden sayesinde gerekli olan varlık); özü gereği gerekli olan varlık (Allah). İbn-i Sina Allah’ı “Vahdet-i Vücud” yani ‘varlığı zorunlu olan’ olarak belirtir ve bu fikir ona hastır. Varlık’ı temel konu alan metafizik, gerekli bir bilim dalıdır.

Ruhbilim

İbn-i Sina, ruhbilimin, metafizik ile fizik arasında bağlantı kuran ve bu iki bilimden de yararlanan bir bilgi alanı olduğunu savunmuş, ruhbilimini üç ana bölüme ayırmıştır: Akıl ruhbilimi; deneysel ruhbilim; tasavvuf ya da gizemci ruhbilim. İnsanların ruhlarının müzikle tedavi edilebileceğini öne sürmüş ve bu yöntemi geliştirmiştir.

Akıl

Bu konudaki görüşleri Aristoteles ve Farabi’den farklı olan İbn-i Sina’ya göre, akıl 5 çeşittir; bilmeleke (ya da ‘olası akıl’ açık-seçik ve zorunlu olanları bilebilir); he-yulâni akıl (bilmeyi ve anlamayı sağlar); kutsi akıl (aklın en yüksek aşamasıdır ve her insanda bulunmaz); mustefat akıl (kendisinde bulunanı, kendisine verilen “mak

Bilimlerin sınıflandırılması

İbn-i Sina’ya göre bilimler madde ve biçim ilişkisi bakımından üçe ayrılır: El-ilm ül-esfel (Doğa bilimleri ya da aşağı bilimler), maddesinden ayrılmamış biçimlerin bilimidir; mabad-üt-tabia (metafizik), el-ilm’üll-âli (mantık ya da yüksek bilimler) maddesinden ayrılan biçimlerin bilimleridir; el-ilm ül-evsat (matematik ya da orta bilimler) ancak insanın zihninde maddesinden ayrılabilen, bazen maddesiyle birlikte, bazen ayrı olan biçimlerin bilimidir.

Kendisinden sonraki Doğu ve Batı filozoflarının çoğunu etkileyen İbn-i Sina, müzikle de ilgilenmiştir. 250’yi aşkın yapıtının başlıcası olan Şifa ve Kanun, felsefenin temel yapıtı sayılarak, uzun yıllar boyunca pek çok üniversitede okutulmuştur.

Ünlü yapıtları

El-Kanun fi’t-Tıp, (ö.s), 1593, “Tıpta Kanun”(Tıp ile ilgili zamanının bilgilerini ihtiva eder. Orta çağda dört yüz yıl Batı’da ders kitabı olarak okutulmuştur. Latinceye on çevirisi yapılmıştır.)

Kitabü’l-Necat, (ö.s), 1593, (“Kurtuluş Kitabı”Metafizik konularda yazılmış özet bir eserdir.)

Risale fi-İlmü’l-Ahlak, (ö.s), 1880, (“Ahlak Konusunda Kitapçık”)

İşarat ve’l-Tembihat, (ö.s), 1892, (“Belirtiler ile ilgili eserdir.)

Kitabü’ş-Şifa, (ö.s), 1927, (“Mantık, Matematik, Fizik ve İlahiyat yani Metafizik konularında yazılmış on bir ciltlik hacimli bir eserdir. Bir çok kereler Latinceye çevrilmiş ve ders kitabı olarak okutulmuştur.”).Mantık bölümü, Mantık , Musiki ve Hitabet kitaplarından meydana gelir.Matematik bölümünde Aritmetik , Geometri ve Astronomi kitapları yer alır.Tabiat veya Fizik bölümünde ise, Fizik, Kimya, Mineroloji.

d. 980, Buhara yakınları – ö. 1037, Hamedan), filozof, hekim ve çok yönlü Fars bir bilim adamıdır.ûllerin ” suret’lerini algılar); bilfiil akıl (“makûl”leri yani kazanılmış verileri kavrar). İbn-i Sina, akıl konusunda, Eflatun’un idealizmi ile Aristoteles’in deneyciliğini uzlaştırmaya, birleştirici bir akıl görüşü ortaya koymaya çalışmıştır.

Ali bin Rıdvan kimdir?

Ebul Hasan Ali bin Rıdvan el-Mısri (d. 998 – ö. 1068) Mısırlı Müslüman doktor, fizikçi,astronom ve astrolog olan bilim adamı.Gize’de doğmuştur.

Ali bin Rıdvan Antik Yunan tıbbı, özellikle Yunan hekim Galen’in çalışmaları üzerine çalışmalar yapmıştır. Galen’in Ars Parva adlı eseri üzerine yaptığı tefsir Gerardo Cremonesse tarafından tercüme edilmiştir. Bundan başka 1006 yılındaki Süpernova gözlemleriyle tanınmıştır. Ayrıca tümevarım teorisi üzerine çalışmalar yaparak katkıda bulunmuştur.

Ali bin Rıdvan Avrupalı yazarlar tarafından Haly ya da Haly Abedrudian olarak adlandırılmıştır. Ali bin Rıdvan, bir zaman fizikçi ibn Butlan la girdiği meşhur bir tartışmayla meşgul olmuştur.

Çalışmaları

Batlamyus’un Tetrabiblos adlı eserine yaptığı tefsir

De revolutıons nativatatum (Doğumların Deveranı) Luca Gaurico tarafından düzenlenerek,1524 yılında Venedik’te basılmıştır.

Tractatus de cometarum significationibus per xii signa zodiaci (12. Zodyak Kuşağındaki kuyruklu yıldızların anlamları üzerine inceleme) 1563 yılında Nürnberg’de basılmıştır.

Ali bin Rıdvan kimdir?

Ebul Hasan Ali bin Rıdvan el-Mısri (d. 998 – ö. 1068) Mısırlı Müslüman doktor, fizikçi,astronom ve astrolog olan bilim adamı.Gize’de doğmuştur.

Ali bin Rıdvan Antik Yunan tıbbı, özellikle Yunan hekim Galen’in çalışmaları üzerine çalışmalar yapmıştır. Galen’in Ars Parva adlı eseri üzerine yaptığı tefsir Gerardo Cremonesse tarafından tercüme edilmiştir.

Bundan başka 1006 yılındaki Süpernova gözlemleriyle tanınmıştır. Ayrıca tümevarım teorisi üzerine çalışmalar yaparak katkıda bulunmuştur.

Ali bin Rıdvan Avrupalı yazarlar tarafından Haly ya da Haly Abedrudian olarak adlandırılmıştır. Ali bin Rıdvan, bir zaman fizikçi ibn Butlan la girdiği meşhur bir tartışmayla meşgul olmuştur.

Çalışmaları

Batlamyus’un Tetrabiblos adlı eserine yaptığı tefsir

De revolutıons nativatatum (Doğumların Deveranı) Luca Gaurico tarafından düzenlenerek,1524 yılında Venedik’te basılmıştır.

Tractatus de cometarum significationibus per xii signa zodiaci (12. Zodyak Kuşağındaki kuyruklu yıldızların anlamları üzerine inceleme) 1563 yılında Nürnberg’de basılmıştır.

Ali bin İsa kimdir?

Ali bin İsa (9.yüzyıl?,Bağdat) ya da Ali ibn İsa 9. yüzyılda astronomi,coğrafya ve özellikle optik alanında çalışmalar yapmış Afro-Arap Müslüman bilim adamı.

Notebook of Oculist(Göz Doktorunun Defteri)

Ali bin İsa Orta Çağ’da göz hastalıkları üzerine verilen ilk eser olan Notebook of Oculist (Göz Doktorunun Defteri) adlı eserini yazmıştır.Bu eser onun Orta Çağ Avrupası’nda Jesu Occulist olarak tanınmasını sağlamıştır.Jesu Latince’de İsa demektir.Bu eser ilk olarak Farsça’ya çevrilmiş ve daha sonra da Latince’ye çevrilerek 1497 yılında Venedik’te basılmıştır.Daha sonra ise 1904 yılında Hirschberg ve Litter tarafından Almanca’ya;1936 yılında da Casey Wood tarafından İngilizce’ye çevrilmiştir.

İbn İsa’nın bu kitabı,kendinden sonra gelen optik ilimciler tarafından en çok başvurulan kaynak kitaplardan biri olmuştur.

Ali bin İsa bu çalışmalarından başka,827 yılında Halid bin Abdülmelik ile birlikte,Dünya’nın çevresini ölçmüş ve 40,248 km. sonucunu elde etmişlerdir.(başka kaynaklara göre bu oran 41,136 km.dir.)

Ali bin Abbas kimdir?

Ali bin Abbas el-Mecusi(?-ö.994) Mesudi ya da Latince Haly Abbas olarak bilinir.İranlı Müslüman fizikçi ve tıp alimidir.Kitab el-Maliki adlı tıp ve psikoloji üzerine yazdığı eseriyle ve günümüzden yaklaşık 1000 sene önce ilk kanser ameliyatını yapmasıyla bilinir.

Hayatı

Ali bin Abbas İran’nın Cündişapur eyaletinin güneybatısındaki Ahvaz şehrinde doğdu ve Ebu Mahir Musa bin Seyyar’ın öğrencisi oldu ve ilk çalışmalarını bu şehirde yaptı.Zamamanının en saygıdeğer üç tıp aliminden birisiydi.949’dan 983’e kadar hüküm süren Büveyhoğulları hanedanından Adudüddevle zamanında ünlü bir fizikçi olmaya başlamıştır.Adududevle, zamanında alimleri koruyan onları destekleyen biriydi ve Şiraz’da ve 981 yılında Bağdat’ta Ali bin Abbas’ın çalıştığı iki hastane açmıştı.Ali bin Abbas’ın soyu Mecusiliğe mensuptu-el-Mecusi adı da buradan gelmektedir-ama kendisi Müslümandı.Onun Allah inancı ve O’na duyduğu saygı, ibadetinde ve yaşam tarzında, üslubunda çalışma hayatı boyunca kendini göstermiştir.

Tıp İlmine Yaptığı Hizmetler

“İlim Mü´minin kaybolmuş malidir.Onu nerede bulursa alır” buyurur Peygamberimiz.

Islâm âlimlerine bu hadîsi-serif büyük bir ilham kaynağı olmuştur. Müslümanlar,

“bu gâvur icadıdır, bunu düşmanlar keşfetmiştir.Ne lüzumu var” gibi bir düşünceye

kapılmadan, faydalı olan her ilmi alma yoluna gitmişlerdir.

İste Ali bin Abbas da, Yunan tıbbini inceleyen, onun hata ve noksanlarını

düzelten onun Islâm tıbbiyle birleştiren Islâm bilginlerinden biridir.

O, yunanlıların hiç bilmediği sahalarda önemli kesifler yaptı. Tıbbin

yükselmesine büyük katkıda bulundu. Tecrübelerini ve deneylerini birleştirip,

kıymetli bir kitap vücuda getirdi. Kitabında yazdıkları bizzat kendi müşahede ,

tetkik ve deneyleriydi.

Kitab Kamilü-s Sina

Ali bin Abbas tıp üzerine yazdığı Kitab Kamilü-s Sina adlı eseriyle bilinir, bu eser daha sonra 980 yılında tamamlanan The Complete Art of Medicine olarak adlandırlmıştır. Ali bin Abbas bu eserini Emir’e ithaf etmiş ve bu eser daha sonra Kitab el-Maliki(Royal Book veya Latince Liber Regalis ya da Regalis Dispositio)olarak adlandırılmıştır. Kitap, Razi’nin el-Havi adlı eserinden daha özlü ve daha sistematik; İbn-i Sina’nın El-Kanun fi’t-Tıbadlı eserinden daha uygulamalı bir biçimde yazılmıştır.

Kitab el-Maliki ilk on bölümü teorik ikinci on bölümü uygulamalı tıp olarak anlatılan 20 bölüme ayrılmıştır. Konularının birkaçı diyetisyenlik ve tıbbi malzemeler, kılcal damarların temel fikirleri, ilginç tıp rasatları ve doğum boyunca meydana gelen rahim hareketlerinin açıklamasından oluşur.

örneğin; Kılcal kan damarları sistemini ilk defa Ali bin Abbas ortay attı. Bu konuda

sağlam ve tutarlı görüşler ileri sürdü.

Hipokrat ve ondan sonrakiler, çocuğun kendi hareketleriyle ana rahminden

dünyaya geldiğini kabul ederlerdi. Ali bin Abbas bu görüşü kökünden yıktı.

Doğum olayının bebeğin hareketleriyle değil, rahimdeki adalelerin kasılıp

gerilmesiyle gerçekleştiğini keşfetti.

Bu kitap Avrupa’da Constantinus Africanus tarafından Liber pantegni olarak 1087 yılında Latice’ye çevrildi. Liber pantegni’nin tamamlanması ve daha iyi tercümesinin yapılması ise 1127 yılında Antakyalı Stephen tarafından yapıldı ve bu kitap daha sonra 1492 ve 1523 yıllarında Venedik’te basıldı.

Tıp etiği ve araştırma metodolojisi

Çalışma, doktorlar ve hastalar arasındaki sağlıklı ilişki ve tıp etiğinin önemi üzerinde durmaktadır. Ayrıca bu eser günümüzdeki modern tıbbi araştırmalara benzer bilimsel metodolojinin ayrıntılarını açıklamaktadır.

Nöroloji ve psikoloji

Nöroloji ve psikoloji hakkında Kitab el-Maliki’de bilgi verilmiştir.Ali bin Abbas bu eserinde beynin nöroanatomisi,nörobiyolojisi,nöropsikolojisini tanımlamış ve çeşitli akli bozuklukları,uyku hastalıklarını,amnezi(hafıza kaybı)yi,hipokondriyayı,koma hali,sıcak ve soğuk menenjitleri,aşk hastalıklarını,sarayı ve kısmi felç gibi sağlık sorunlarını tanımlamıştır.O, ilaçla tedavi ya da ilaçlardan daha çok diyet ve doğal beslenmeyle sağlığın korunmasının öneminin üzerinde durmuştur.