Buhurizade Mustafa Itri Efendi Kimdir?

Buhurizade Mustafa Itri (d.1640-İstanbul – ö.1712). Türk bestekârıdır. Ünlü bestekâr Itri Efendi’nin, Mustafa Paşa Dergâhı civarında olduğu belirtilen mezarının yeri bilinmemektedir.

17. yüzyıl büyük Türk musikisinin ünlü bestekârı. Asıl adı Mustafa olup Itri mahlasıdır. Çiçekçilik ve meyvecilikle uğraştığı için bu mahlası almış olduğu söylenir. Şair, hafız, hattat, neyzen ve bestekâr olarak tanınan ve besteleri ile Türk musikisinde silinmez izler bırakan Itri Efendi, 1600′ lü yılların başında İstanbul’da doğmuş. Eserleriyle üç asırdan beridir günümüze kadar gelmiş ve kıymetinden hiçbir şey kaybetmemiş olan Itri’nin besteleri musiki tarihine adını altın harflerle yazdırmış. Segâh makamındaki “Tekbir”, Mevlevihanelerde sema mukabelelerinden önce okunan, Rast makamındaki “Naat-ı Peygamber” ile “Tuti mucize-i guyem ne desem laf değil” adlı besteler, Itrî’nin Türk musikisine kazandırdığı eşsiz ve unutulmaz eserler. Bini aşkın beste yaptığı bilinen Itri’nin büyük bir çoğunluğu unutulmuş ya da kaybolmuş olan eserlerinden bugün ancak kırk kadarı biliniyor. 1712 yılında vefat eden Buhurizade Mustafa Itri Efendi’nin Mustafa Paşa Dergâhı civarında olduğu belirtilen mezarının ve mezar taşının nerede olduğu ise bilinmiyor.

Ustaları arasında Hafız Post, Nasrullah Vakıf Halhali, Kasımpaşalı Koca Osman Efendi, Derviş Ömer Efendi gibi, 17. yüzyıl bestecileri vardır. Çağının kaynakları Mevlevi olduğunu göstermektedir. Mevlevi mukabelesinde okunan bir Segâh ayin bestelemiş olduğundan bu rivayetlerde haklılık payı olabileceği düşünülmektedir.

Hayatı müddetince birçok padişah ve devlet adamından himaye görmüş olup, bunlardan en önemlileri IV. Mehmet ve Gazi Giray Han’dır. Devlet adamlarına yakınlığı nedeniyle bir dönem esirciler kethüdalığı yapmış, sarayda da musiki dersleri vermiştir.

Resmi bir ziyaret için Türkiye’ye gelen Suriye Başbakanı Muhammed Naci Itri, tekbir ve salâvatın ünlü bestekârı Buhurizade Mustafa Itri Efendi’nin akrabası olduğunu ve bu nedenle Türkler ile de akrabalık bağlarının olduğunu söylemiştir.

 

Eserleri

 

Itri’nin Neva Kâr’ı Klâsik Türk Musikisi repertuarının en yetkin eseri olarak kabul edilmektedir. Makamsal geçkiler, ezgilerin zengin ve orijinalliği bu eseri bir başyapıt haline getirmiştir. Kâr’ın sözleri ünlü İranlı şair Hafız-ı Şîrâzî’ye aittir. Yine Segâh Yürük Semaisi olan “Tûti-i mucize-gûyem ne desem lâf değil” çok bilinen ve seslendirilen bir eserdir. Eserin güftesi Nefî’nindir.

Itri’nin küçük formda (şarkı, türkü, köçekçe vs.) hiçbir eseri günümüze kadar gelememiştir. Eserlerin tümü büyük formlardadır. Dini musikinin de çok önemli eserleri yine Itri’ye aittir. Bunlar arasında Segâh Bayram Tekbiri, Segâh Salât-ı Ümmiye, Cuma Salâtı, Dilkeş-haveran Gece Salası, Rast Mevlevi Naatı bütün İslam Dünyasında meşhurdur.

Din dışı eserleri

 

Itri’nin elde kalan din dışı eserlerinden yalnız 4’ü saz eseridir.(3 peşrev,1 saz semaisi),öbürleri hep sözlüdür, yani güfteleri vardır. Bunlardan Nefi’nin “Tut-i mucize guyem ne desem laf değil” diye başlayan güftesi üzerine yaptığı segâh yürük semai beste ile Şirazlı Hafız’ın Gülbün-i ıyş midemed saki Gülizar kü?(Eğlence bahçesi yeşermekte, gül yanaklı saki nerede?) adlı güftesi üzerine neva makamında Kár’ı çok tanınmıştır. Itrî ayrıca 1640 yılında imparatorluğun Esirciler Kethüdalığını yapmış ve Mustafabey adını verdiği bir Armut cinsini yetiştirmiştir. Fakat bugüne kadar hayatı veya geçimini ne şekilde sağladığına dair herhangi bir belge ve kayıta dair detaylı araştırma yapılmamıştır.

Mezarı Edirnekapı Şehitliği’nde bulunmaktadır.

2012 Itrî yılı

 

UNESCO, 25 Ekim – 10 Kasım 2011 tarihlerinde gerçekleşen 36. genel konferansında 2012 yılını şair Nâbi ve bestekâr Itrî anma yılı ilan edilmiş ve bu kapsamda Ankara’da 2 Mart 2012 tarihinde UNESCO Türkiye Millî Komisyonu ve Yunus Emre Enstitüsü tarafından anma yılı açılış etkinliği düzenlenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir